Bursa’da günlerdir vatandaşın cebini yakan su faturaları konuşuluyordu. Şimdi ise indirim kararı çıktı. Güzel. Olması gereken oldu. Ancak insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Madem bu kadar yanlış vardı, o zaman bu zamlar yapılırken kimler el kaldırıyordu?
Bugün çıkıp “CHP döneminde fahiş zam yapıldı”, “BUSKİ çıkmaza sürüklendi” demek siyaseten kolay cümleler olabilir. Ama hafızası olan vatandaş için mesele o kadar da basit değil. Çünkü BUSKİ Genel Kurulu’nda alınan kararlar gökten inmiyor. Mecliste görüşülüyor, oylanıyor ve eller kalkıyor. O ellerin arasında yalnızca CHP’liler de yoktu.
Şimdi kamuoyuna sormak gerekiyor:
Eğer ortada gerçekten “fahiş” bir zam politikası varsa;
o gün buna kimler sessiz kaldı?
Kimler itiraz etmedi?
Kimler oy verdi?
Kimler o tarifelerin geçmesine ortak oldu?
Bugün bütün sorumluluğu tek bir siyasi dönemin omzuna yüklemeye çalışmak, siyasetin klasik “geçmişe suç atma” refleksinden başka bir şey değil. Hele ki aynı mecliste görev yapan, aynı oturumlarda bulunan isimlerin bugün kendilerini tamamen dışarıda konumlandırması, vatandaşın hafızasını hafife almaktır.
Ortada değişmeyen bir gerçek var:
Bursalı su faturalarından bunaldı. İnsanlar aylardır “Bu kadar da olur mu?” diye tepki gösterdi. Telefonlar susmadı, sosyal medyada aynı şikâyetler konuşuldu. Sonunda geri adım geldi.
Ancak bugün ortaya çıkan tabloya baktığımızda sanki bu süreçte kimsenin sorumluluğu yokmuş gibi bir anlatı kuruluyor. Bir taraf tamamen suçlu, diğer taraf tamamen kurtarıcı ilan ediliyor.
Oysa vatandaş artık bu siyasi tiyatrolardan yoruldu.
Bugün yapılan indirim elbette olumlu bir adımdır. Ancak bu bir lütuf değil, gecikmiş bir düzeltmedir. İnsanlar zaten olması gereken fiyatlandırmayı talep ediyordu. Şimdi çıkıp bunu büyük bir kahramanlık hikâyesine dönüştürmeye çalışmak, vatandaşın hafızasını küçümsemektir.
Bir diğer dikkat çeken nokta ise mecliste yaşanan vatandaş çıkışıydı.
Tam kritik oylama öncesi bir vatandaşın aniden kürsüye doğru yürüyerek başkanlık bölümünün önüne gelmesi ve “CHP bu zamları yaptı, inim inim inliyoruz” sözleri salondaki tansiyonu bir anda yükseltti. Bu çıkış yalnızca muhalefet cephesinde değil, salondaki bazı isimlerde de dikkat çeken bir hareketlilik yarattı.
İnsan ister istemez şunu düşünüyor:
Zamanlaması dikkat çekiciydi.
Tam indirimin görüşüldüğü gün…
Tam kamuoyunun gözünün çevrildiği anda…
Elbette vatandaşın tepkisini dile getirmesi doğal. Ancak böylesine kritik bir oturumda yaşanan bu çıkışın, tartışmaların yönünü değiştiren anlardan biri olduğu da bir gerçek.
Ve yine dönüp aynı soruya geliyoruz:
Bu zamlar yapılırken kimler el kaldırıyordu?
Siyasette hafıza kısa olabilir ama vatandaşın faturası uzun süre unutulmuyor.
Bir de işin medya tarafı var…
Bir mikrofon görünce manşeti hızla atanlar yine görev başındaydı:
“Vatandaş isyan etti!”
“CHP’ye tepki yağdı!”
“Salonda gerginlik!”
İyi de kimse dönüp şu soruyu sormadı:
“Bu zamlar geçerken kimler el kaldırdı?”
Çünkü vatandaşın beklediği şey çok basit:
Şov değil.
Kriz değil.
Suçlu yarışı değil.
Dürüstlük.
Gerçek bir hesaplaşma isteniyorsa, önce herkes kendi kaldırdığı ele bakacak. Sonra çıkıp başkasını suçlayacak.