HELAL MÜLKÜN HÜRRİYET MÜCADELESİ!

Yayınlama: 04.06.2026
137
A+
A-

Köyler sadece evlerden, sokaklardan ve tarlalardan oluşmaz…

Köyler; Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” diyerek tabir ettiği insanların yaşadığı, ürettiği ve hayat verdiği yerlerdir.

Toprağa eken, alın teriyle büyüten, yoktan var eden, ülkenin yükünü sessizce omuzlayan insanların yurdudur köyler…

Ve bazı köylerin kuruluş hikayesi yalnızca o köyde yaşayanların değil, bu toprakların hafızasına, vicdanına ve tarihine de kazınmıştır.

Hürriyet Köyü’nün hikayesi de tam olarak işte böyle…


1951 yılında Bulgaristan’dan gelen 201 muhacir aile, arkalarında mallarını, düzenlerini ve hatıralarını bırakıp anavatana sığındı.

Ancak onlar hazır bir köye yerleşmediler.

Devletten bir lütuf beklemediler.

Karacabey Ovası’ndaki Haydar Çiftliği arazisini Ziraat Bankası kredileriyle satın aldılar. Tapu kayıtları ve banka belgeleri bugün hala bu gerçeğin sessiz tanıklarıdır.

Fakat mesele yalnızca toprak satın almak değildi.

Mesele; yeniden bir hayat kurabilmek, yeniden kök salabilmek ve hür yaşayabilmekti.

Belki de bu yüzden kurdukları köye Hürriyet adını verdiler.

O günlerde ne ev vardı ne yol…

Kendi imkanlarıyla alelacele yaptıkları derme çatma evlerin damları, her yağmurda su alıyor; kimi zaman samanlıklarda, kimi zaman ahırlarda geceyi geçirmek zorunda kalıyorlardı…

Açlık vardı.

Yokluk vardı.

Borç vardı.

Ve en acısı; hastalıklar nedeniyle genç yaşta toprağa verilen anneler vardı.

Borçlarını ödeyebilmek için kadın erkek demeden çevre köylere ırgatlığa gittiler, şehirlerde hizmetçilik yaptılar.

Öyle günler yaşandı ki köyde bir cenaze olduğunda mezar kazacak yetişkin erkek bile bulunamadı.

Ama vazgeçmediler.

Çünkü onlar sadece ev yapmıyordu.

Bir gelecek inşa ediyorlardı.

Borçlar ödendi.

Senetler kapatıldı.

Ve ardından Türkiye’nin pek çok yerleşim yerinden daha planlı bir köy ortaya çıktı.

Cetvelle çizilmiş gibi uzanan sokaklar…

Geniş yollar…

Ortak yaşam alanları…

Okul…

Öğretmen evi…

Kooperatif…

Misafirhane…

Cami…

Hepsi imeceyle ve köylünün kendi imkânlarıyla yapıldı.

12 bin dönümlük arazinin bir bölümü ailelere dağıtılırken, kalan alanlar ortak kullanım için ayrıldı. Otlaklar, kavaklıklar, baltalıklar oluşturuldu. Üretim, dayanışma ve ortak yaşam kültürü üzerine örnek bir köy inşa edildi.

Bugün Hürriyet Köyü denildiğinde yalnızca bir yerleşim alanından değil, yokluk içinden doğan bir medeniyet iradesinden söz ediyoruz.

Geçtiğimiz günlerde yıllardır haberlerini yaptığım, mücadelelerini yakından takip ettiğim ve artık bir aile gibi gördüğüm Hürriyet Köyü’nün S.S. Hürriyet Köyü Tarım ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Genel Kurulu’ndaydım.

59 yıllık kooperatifin genel kurulunda köy halkının “ablası ve annesi” olarak gördüğü Sevim Üstün, üyelerin tam desteğiyle yeniden başkan seçildi.

Ancak kurultayda konuşulan konu yalnızca bir seçim değildi.

Asıl gündem yine yıllardır süren hak mücadelesiydi.

Hürriyet Köyü Gençlik ve Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Bayram Efe’nin konuşmasında dikkatimi çeken şey, bunca yılın yorgunluğuna rağmen umudunu kaybetmemiş olmasıydı.

Kürsüden yükselen ses yalnızca Hürriyet Köyü’nün sesi değildi.

O ses, Büyükşehir Yasası sonrasında benzer mağduriyetler yaşayan yüzlerce köyün ortak sesiydi.

Genel kurulun en dikkat çekici yönlerinden biri ise farklı siyasi görüşlerin aynı salonda buluşmasıydı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, CHP Karacabey İlçe Başkanı Mustafa Utku, Yeniden Refah Partisi Karacabey İlçe Başkanı Adem Tosun, Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Koçak, Saadet Partisi GİK Üyesi Gökhan Gerçek, Anahtar Parti temsilcileri, Vatan Partisi yöneticileri ve çok sayıda siyasi temsilci genel kurulda hazır bulundu.

Ancak bu tabloda dikkat çeken bir başka ayrıntı da vardı.

AK Parti, MHP ve Zafer Partisi ilçe başkanlıklarının genel kurula davet edilmelerine rağmen katılmamaları, köylüler arasında üzüntüyle karşılandı.

Çünkü Hürriyet Köylüleri, yıllardır sürdürdükleri bu mücadeleyi herhangi bir siyasi partinin değil; hakkın, hukukun ve adaletin mücadelesi olarak görüyordu…

Aslında Hürriyet Köylülerinin talebi son derece net.

Onlar yeni bir ayrıcalık istemiyor.

Yeni bir imtiyaz istemiyor.

Sadece alın terleriyle kurdukları köyün özel hikayesinin görülmesini ve yıllardır dile getirdikleri mağduriyetlerin giderilmesini istiyorlar.

6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile köy tüzel kişiliklerinin kaldırılması sonrasında köylünün ortak malları, bütçeleri ve kullanım alanları belediyelere devredildi.

Hürriyet Köyü ise kendine özgü yapısı nedeniyle bu süreçten en çok etkilenen köylerden biri.

Köylüler;

* Köy tüzel kişiliklerinin yeniden güçlendirilmesini,

* Ortak alanların ve köy mallarının yeniden değerlendirilmesini,

* Muhtarlıkların yetkilerinin artırılmasını,

* Tarımsal kalkınma kooperatiflerine özel statü verilmesini,

* Köy okullarının yeniden açılmasını,

* Gençlerin köyde kalmasını sağlayacak istihdam politikalarının oluşturulmasını,

* Ve en önemlisi Hürriyet Köyü’nün özel kuruluş hikayesinin dikkate alınmasını talep ediyor.

Bu konuda yalnızca köylüler mücadele etmiyor.

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca yıllardır konuyu TBMM gündemine taşıyan isimler arasında yer almış…

Farklı siyasi partilere mensup olmalarına rağmen üç milletvekili de Hürriyet Köyü ve benzer mağduriyetler yaşayan köylerin sorunlarının çözülmesi amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuş…
Ve yasa teklifleri ve düzenleme taleplerini TBMM komisyonlarına taşıdığı için de bu isimlere köylü her defasında minnettarlıklarını dile getirse de;

Maalesef bugüne kadar köylünün beklediği somut sonuç hala ortaya çıkmadı.

Ve gerek bu nedenle gerek söz verdikleri halde hiç bir girişimde bulunmayan çok daha yetkili ve etkili siyasilere sitem ve kırgınlıkla genel kurul salonunda en çok duyduğum cümle şu oldu:

“Verilen sözler tutulsun, köylünün hakkı köylüye geri verilsin.”

Bugün Hürriyet Köyü’nün mücadelesi yalnızca birkaç yüz hanenin mücadelesi değildir.

Bu mücadele; mülkiyet hakkının, üretimin, köy kültürünün, yerel hafızanın ve kırsal kalkınmanın mücadelesidir.

Çünkü emeğiyle, alın teriyle bu vatana değer katan köyler, aslında bir ülkenin vicdanına da ayna tutar.

Hürriyet Köylüleri bugün sadece topraklarını değil; dedelerinden kalan emeği, hafızayı, helalliği ve haklı mücadeleyi korumaya çalışıyor.

Üstelik yalnızca kendileri için değil…

Büyükşehir Yasası sonrasında mağduriyet yaşayan yüzlerce köy ve binlerce köylü adına da emsal oluşturabilecek bir hak arayışını sürdürüyorlar.

Belki de bu yüzden Hürriyet Köyü’nün mücadelesi artık yalnızca Hürriyet Köyü’nün değil; üreten köylünün, kırsalın ve adalet arayan herkesin mücadelesidir.

Ve görünen o ki; hak yerini bulana, verilen sözler tutulana ve köylünün sesi duyulana kadar da bu mücadele devam edecek…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 5 Yorum
  1. Fehime dedi ki:

    Elinize emeğinize yüreğinize sağlık hürriyet köyü topraklarımızın sonuna kadar peşindeyiz dedelerimizin mirasını geri alana kadar mücadelemize devam edeceğiz Adalet istiyoruz bizim olanı istiyoruz birgün hak yerini bulacak inşallah 🇹🇷

  2. Aysel Yıldız dedi ki:

    Kaleminize sağlık Çağla Hanım. 🥰

  3. Hüseyin Saygıner dedi ki:

    Kaleminize sağlık Çağla hanım çok teşekkürler, Hürriyet köyümüz için desteklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ediyorum

  4. Ridvan Özay dedi ki:

    Yüreğine emeğine sağlık

    1. Mukaddes Boz dedi ki:

      Genel Kurulumuz hayırlı olsun gelen destek veren herkese teşekkür ederiz