Habermas’ın kemikleri sızladı

Yayınlama: 24.05.2026
23
A+
A-

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” tartışmaları üzerinden yeniden genel başkanlığa geri dönmesi konuşuluyor. Bu tabloya dışarıdan bakınca ortada hukuk konuşuluyor sanılabilir. Ama biraz yakından bakınca görünen şey hukuk değil; bildiğimiz siyasal güç mücadelesi.

Jürgen Habermas muhtemelen bu tabloyu görse, kamusal alan teorisini bir kenara bırakıp derin bir iç çekiş atardı. Çünkü Habermas’ın ideal kamusal alan dediği şey; aklın, gerekçenin ve ortak iyinin konuşulduğu bir zemin. Bizde ise o zemin çoktan “kim kimin önünü kesti, kim geri döner” tartışmalarına gömülmüş durumda.

“Mutlak butlan” gibi teknik bir hukuk kavramı bile, siyaset sahnesinde adeta bir güç silahına dönüşüyor. Hukukun konusu olan bir mesele, bir anda kulis hesaplarının ve pozisyon savaşlarının yakıtı haline geliyor. Konunun ne olduğu değil, kimin işine yaradığı konuşuluyor.

Kemal Kılıçdaroğlu ise “arınma” kelimesini uzun süredir kullanıyor. Kağıt üzerinde güzel bir kelime: temizlenme, yenilenme, hesaplaşma… Ama siyasette bu tür kelimeler çoğu zaman içerik değil, slogan üretir. Bir süre sonra “arınma” dediğiniz şey, yeni bir ayrışmanın ve yeni bir iç savaşın adı olur.

Burada mesele sadece Kılıçdaroğlu da değil. Mesele, Türkiye’de siyasetin dili. Çünkü bu dil artık çözüm üretmiyor; sürekli pozisyon üretiyor. Her cümle bir hesap, her açıklama bir hamle, her kavram bir araç.

Ve en çarpıcı tarafı şu: Bu tartışmalar dönerken, 65 yaş üstü abiler ablalar televizyon başında aynı cümleyi dinliyor: “Süreç değerlendiriliyor.” Hangi süreç, kimin süreci, neyin sonucu olduğu belirsiz ama ekran hiç susmuyor.

Habermas’ın uyardığı şey tam da bu: Kamusal alan çöktüğünde, toplumun ortak aklı da dağılır. Geriye sadece gürültü kalır. Siyaset, fikir üretme alanı olmaktan çıkar; sürekli bir “kim kimi yendi” tiyatrosuna döner.

Bugün geldiğimiz nokta tam olarak bu. Hukuk konuşuluyor gibi yapılıyor, siyaset yapılıyor gibi duruluyor ama aslında olan şey sadece güç gösterisi.

Ve bütün bu tabloya bakınca insanın aklına tek bir soru kalıyor: en son toplum olarak arınma gecesi mi isteyelim artık?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.