YARAYLA ALAY EDER, YARALANMAMIŞ OLAN…

Yayınlama: 17.10.2026
34
A+
A-

Merhaba dostlar;

“Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.”



Bu haftaki sohbet konumuz olan dizimizin ismi: Şubat.

2012 – TRT 1. Tüm bölümleri YouTube’da var.

“Yarayla alay eder, yaralanmamış olan” dizesi, aslen William Shakespeare’in Romeo ve Juliet adlı eserine ait ünlü bir repliktir.

Şubat dizisi için ise Şubat ve yer altındakiler, hem fiziksel hem de ruhsal olarak büyük trajediler atlatmış, kelimenin tam anlamıyla “yaralı” insanlardır.

Yer altı ve yer üstü…

Bunlar mecazi anlamda değil, gerçek anlamda yer altı ve yer üstüdür. Mafya dizisi değil, o kesin!

Dizi, çocukken bir yangında yüzü yanan Şubat karakterinin hikayesini anlatır. Dizideki karakterlerin hepsinin hikayesi farklı farklıdır.

Yer üstü dünyası, insanları dış görünüşlerine, statülerine ve toplumsal etiketlerine göre yargılarken, Şubat’ın yüzündeki yara, yer üstü dünyanın tahammül edemediği “kusurluluk” kavramının somut halidir.

Yani Şubat, “öteki”dir.

Oysa yer altında o yara izinin bir önemi yoktur.

Şimdi dostlar, “ötekileştirme” yıllardır bu dünyada var.

Ötekileştirmek, aslında sevmeyi ve anlaşılmayı beceremeyen insanların sığınağı değil midir?

Oysa sevgi, doğası gereği “ben” ve “sen” ayrımını yok edip “biz” yapma çabasındayken, ötekileştirmek araya tel örgüler çekmek değil midir?

Şubat’ı büyüten Aziz Bey’dir. Aziz Bey, Şubat’ın iyi bir insan olması için çalışmış, onunla ilgilenmiştir.

Öyle temiz kalplidir ki Şubat, yer üstündeki insanları hep kendi gibi görür.

Televizyondaki bir haber programında gördüğü ve aşık olduğu kadına “Haberler” ismini vermiştir. Aşk ile tanışmıştır.

Aziz Bey: Dünyada zalimler var Şubat.

Şubat: Peki biz zalimleri görürsek? Görmez gibi yaparsak, onlar yokmuş gibi yaparsak…

Şubat dizisinin her bölümü iç monologlarla başlar.

Dizinin başında olan bu iç monologlar, yani dış sesler, izleyiciyle konuşmaz; karakterin kendi iç dünyasını, zihninden geçenleri seyirciye bir anlatıcı gibi aktarır.

İç monologlar dizinin en güzel yeridir belki de.

Örnek vereyim de ne demek istediğimi daha iyi anlatmış olayım:

“Yarayla alay eder yaralanmamış olan… Bakma sen, herkesin bir yarası vardır bu hayatta. Kimi sırtında taşır yarasını, kimi alnında. Kimi de kalbinde taşır, en ağırını… İnsan yaralandığı yerden tanır dünyayı. Ve insan yaralandığı yerden kanar, sızlar. Kötü olmak kolaydır, zor olan iyi kalabilmektir. Çünkü iyilik, her gün yeniden seçilmesi gereken bir yoldur.”

Şubat dizisinin karakterlerinin seyirciyi bu kadar derinlemesine yakalamasının ve hikayenin içine çekmesinin sırrı, oyuncu kadrosudur.

Arama motorundan bir bakın derim.

Şimdi dostlar, edebiyat, felsefe ve fantastik unsurlarla dolu dolu bir yerli dizi seyretmek istiyorsanız Şubat tam size göre…

Birbirinin kopyası olan senaryolardan, kelimelerin sustuğu, yalnızca silahların, sığ entrikaların ve kavgaların konuştuğu o gergin atmosferlerden sıkıldıysanız, İstanbul’un dehlizlerinde şekillenen Şubat dünyası sizi keşfe bekliyor.

Diziden birkaç alıntı ile sizi baş başa bırakayım:

Saltuk: N’oldu, senin aşık kumru kaçmış.

Duble: Yok, aşıklar telef olur, kaçamaz. Sonra erkek kumru kapadı böyle kanatlarını, vazgeçti uçmaktan, sapladı kendini yere, paramparça oldu, öldü. Ben öyle ona bakakaldım.

Saltuk: Ne yani, aşkından öldürecen mi kendini?

Duble: Yok, hayvanlar ölür, aşıklar ölmez.

⸻

“Hayat bir kötüdür bir iyi, sonra bir daha kötü, oyun gibi… Umut etmeyi bıraktığında oyunu kaybedersin.”

⸻

“İnsanlar gibi mekanların da ruhu vardır. İnsanın mekanla ilişkisi, bir ruh akrabalığını doğurur.”

⸻

“Dünya dediğin, bir nefeslik yer zaten. Aldığın nefesi geri veremediğinde, koca evren senin olsa ne yazar?”

⸻

“Oysa ölümün bir haysiyeti vardır. Biz haysiyetsiz insanların ölümle ilgisini kesmeye çalışıyoruz, hepsi bu…”

⸻

“Derin bir kuyunun ortasında yapayalnız duruyordun. Sonra günlerden beri beklediğin o ışığı gördün. Kuyudan çıktığın o anı düşün ve sabretmeye devam et. Unutma; biz iyiliği kötülerden, hayatı ölümden öğrendik. Bunu hatırla ve o ipe yeniden sarıl. O kuyudan çıkacaksın ve ışığı yeniden göreceksin.”

⸻

Bu arada çok sevdiğim oyuncu Keanu Reeves de der ki:

“Ne kaybederseniz kaybedin, ne kadar derine düşerseniz düşün, iyi bir insan olarak kalmayı seçmek dünyanın en büyük başarısıdır.”

Hoşça kalın…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.