HALKIN DEFTERİ! DOSYA NO: 1

Yayınlama: 17.07.2026
20
A+
A-

Türkiye’nin Sessiz Çığlığı

2. Bölüm

Kadınları Kim Koruyacak? Çocuklara Çocukluklarını Kim Geri Verecek?

Bugün sizden bir ricam var.

Lütfen bu yazıyı bitirmeden bana hak vermeyin.

Ama bitirmeden de itiraz etmeyin.

Çünkü bugün konuşacağımız konu yalnızca kadın cinayetleri değil…

Yalnızca çocuk istismarı da değil…

Bugün konuşacağımız şey, bir ülkenin vicdanıdır.

Yıllardır aynı haberleri okuyoruz.

Bir kadın, defalarca yaptığı başvurulara rağmen öldürülüyor.

Bir çocuk istismara uğruyor.

Bir çocuk, okul sıralarında olması gerekirken evlendiriliyor.

Bir başka çocuk suç örgütlerinin ağına düşüyor.

Sonra hep birlikte aynı cümleyi kuruyoruz:

“Çok üzgünüz.”

Hayır…

Artık üzülmek yetmiyor.

Çünkü her olayın ardından üzülüyor, ama aynı düzeni değiştiremeyen bir toplum hâline gelme riskiyle karşı karşıyayız.

Ben bugün başka bir şey söyleyeceğim.

“Çocuk gelin” diye bir kavram yoktur.

Bu ifade, yaşanan gerçeği olduğundan daha masum gösterir.

Çocuk, çocukluğunu yaşaması gereken bir bireydir.

Çocuk yaşta evlilik ise çocuk hakları bakımından ciddi sonuçları olan bir sorundur.

Kelimeleri doğru seçmek zorundayız.

Çünkü bazen bir toplum önce kullandığı kelimelerle yüzleşir.

Sonra gerçeklerle…

Bugün Türkiye’de kadınların güvenliği konuşuluyor.

Çocukların güvenliği konuşuluyor.

Ama ben daha zor bir soru soruyorum.

Mevcut sistem, kadınları ve çocukları korumakta neden her zaman yeterli sonucu üretemiyor?

Bu soru yalnızca mahkemelere sorulamaz.

Yalnızca emniyete de…

Bu soru hepimizedir.

Çünkü koruma; adliye koridorunda başlamaz.

Evde başlar.

Okulda güçlenir.

Mahallede devam eder.

Devlet kurumlarının koordinasyonuyla tamamlanır.

İşte bu yüzden yıllardır İstanbul Sözleşmesi de tartışılıyor.

Kimileri bu sözleşmenin şiddetin önlenmesi ve mağdurların korunması açısından önemli bir çerçeve sunduğunu savunuyor.

Kimileri farklı gerekçelerle eleştiriyor.

Ancak farklı görüşler bulunsa da değişmeyen gerçek şudur:

Toplumun beklentisi, kadınların ve çocukların daha etkin korunmasıdır.

Eğer bugün hâlâ kadınlar “Beni kim koruyacak?” diye soruyorsa…

Eğer çocuklar korkuyla büyüyorsa…

O zaman cesaretle sormamız gerekir:

Neyi eksik yapıyoruz?

Bu sorunun cevabı yalnızca daha ağır cezalar değildir.

Koruma kararlarının etkili uygulanması…

Risk altındaki çocukların erken fark edilmesi…

Kadınların hukuki, psikolojik ve ekonomik desteğe zamanında ulaşabilmesi…

Eğitim, sosyal hizmetler, sağlık ve adalet kurumlarının birlikte çalışması…

İşte gerçek mücadele burada başlar.

HALKIN DEFTERİ’NİN 5 TALEBİ

1. Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin mevcut yasal düzenlemelerin etkili uygulanması düzenli olarak izlenmeli ve kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır.

2. Çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi için eğitim, sosyal destek ve denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir.

3. Şiddet riski altındaki kadınlar ve çocuklar için adalet, sağlık, eğitim ve sosyal hizmet kurumları arasındaki koordinasyon artırılmalıdır.

4. Kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin ulusal politikalar ve uluslararası standartlar, toplumun güvenliğini esas alan ortak bir yaklaşımla sürekli değerlendirilmelidir.

5. Kadınların ve çocukların yaşam hakkı, hiçbir siyasi tartışmanın gölgesinde kalmamalıdır.

SON SÖZ

Ben bu yazıyı kimseyi suçlamak için yazmadım.

Ama kimsenin de rahatça arkasına saklanamayacağı bir gerçeği kayda geçirmek için yazdım.

Çünkü…

Bir ülkede çocuklar çocukluklarını yaşayabiliyorsa, kadınlar korkmadan yaşayabiliyorsa, işte o zaman hukuk sadece kanun kitaplarında değil, hayatın içinde de vardır.

Gerisini tarih yazar.

Ama bugünü kayda geçirmek…

Bizim görevimizdir.

Fatoş Birinç

Halkın Defteri

“Gerçeği kayda geçirmek için…”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.