Her siyasi hareket, toplumun karşısına “yeni” iddiasıyla çıktığında yalnızca adını ya da logosunu değiştirmiş olmaz; aynı zamanda siyaset yapma biçimini de değiştireceğine dair bir söz vermiş olur. Çünkü seçmen, tabelanın değişmesini değil, anlayışın değişmesini bekler.
Bu nedenle yeni partiden en büyük beklentim; yalnızca yeni bir organizasyon kurması değil, siyasetin yıllardır eleştirilen alışkanlıklarını geride bırakan yeni bir örgüt kültürü inşa etmesidir.
Bu değişimin en güçlü adreslerinden biri ise hiç kuşkusuz kadın kolları olmalıdır.
Yıllardır birçok partide kadın kolları, çoğu zaman organizasyon yükünü taşıyan, protokol görevlerini üstlenen ve seçim dönemlerinde yoğun çalışan yapılar olarak görüldü. Oysa çağdaş demokrasilerde kadın örgütlenmeleri yalnızca seçim çalışması yapan birimler değil; politika üreten, toplumun nabzını tutan ve karar alma süreçlerini besleyen en önemli siyasal mekanizmalardan biridir.
Yeni dönemde kadın kollarında liyakat tartışmasız temel ilke olmalıdır. Yıllarca siyasetin içinde bulunmuş olmak elbette kıymetlidir; ancak tek başına yeterlilik ölçütü değildir. Bir görevin gerçek karşılığı; geçirilen yıl sayısıyla değil, ortaya konulan emekle, üretilen fikirlerle, sahadaki karşılığıyla ve topluma sağlanan katkıyla ölçülmelidir.
Geçmişte görev almış olmak, otomatik olarak yeniden görev almak anlamına gelmemelidir. Aynı isimler yalnızca geçmiş unvanları nedeniyle yeni yönetimlerde yer almaya devam ederse değişen sadece tabela olur; anlayış aynı kalır. Gerçek yenilik, yeni kadrolara cesaretle alan açabilmekten geçer.
Kadın kolları; mahallelerde, köylerde, iş yerlerinde, üniversitelerde ve özellikle genç kadınların bulunduğu her alanda sürekli çalışan güçlü bir saha örgütüne dönüşmelidir. Çünkü siyaset yalnızca seçimden seçime yapılan ziyaretlerle değil, toplumun her günüyle kurulan bağ sayesinde güç kazanır.
Bu noktada farklı siyasi partilerin başarılı örgütlenme modelleri de önyargısız biçimde incelenebilmelidir. Doğru yapılan her çalışma, hangi siyasi gelenekten gelirse gelsin, örgütlenme adına değerlidir.
Eğitim Tercih Değil, Zorunluluk Olmalı
Güçlü bir örgütlenmenin temelinde eğitim vardır.
Kadın kollarında görev alacak yöneticiler; ekonomi, hukuk, anayasa, yerel yönetimler, sosyal politikalar, kadın hakları, demokrasi tarihi, iletişim ve parti programı gibi temel alanlarda düzenli eğitimlerden geçmelidir.
Bu eğitimler göstermelik olmamalı; ölçülebilen, denetlenebilen ve geri dönüşleri takip edilebilen gerçek bir eğitim politikası oluşturulmalıdır.
Kadın kollarına ayrılan çalışma alanları da yeniden düşünülmelidir. Bu mekânlar yalnızca toplantı yapılan ya da ziyaretçilerin ağırlandığı yerler olmaktan çıkarılmalıdır.
Her hafta belirli bir gündemi olan;
* ekonomi,
* hukuk,
* yerel yönetimler,
* dış politika,
* kadın ve çocuk politikaları
üzerine çalışan gerçek siyaset okullarına dönüşmelidir.
Her toplantının sonunda şu soru rahatlıkla sorulabilmelidir:
“Bugün ne öğrendik ve partimize hangi yeni fikri kazandırdık?”
Çünkü siyaset yalnızca konuşmak değil; düşünmek, öğrenmek ve çözüm üretmektir.
Parti Okulu Sayı Değil, Siyasetçi Yetiştirmeli
Bir siyasi partinin gerçek gücü yalnızca seçimlerde aldığı oy oranıyla değil, yetiştirdiği kadroların niteliğiyle ölçülür. Çünkü seçimler dönemseldir; yetişmiş kadrolar ise partinin kurumsal hafızasını ve geleceğini oluşturur.
Bu nedenle parti okulu yalnızca eğitim verilen bir birim değil; sosyal demokrat düşüncenin, örgüt kültürünün ve siyasal birikimin kuşaktan kuşağa aktarıldığı gerçek bir akademi olmalıdır.
Başarı; kaç kişiye eğitim verildiğiyle değil, o eğitimlerden nasıl siyasetçiler yetiştiğiyle ölçülmelidir.
Eğitim programları;
* ekonomi,
* anayasa,
* hukuk,
* yerel yönetimler,
* sosyal demokrasi tarihi,
* siyasal etik,
* iletişim,
* dış politika,
* çevre,
* tarım,
* sosyal politikalar
gibi temel alanları kapsamalı; sürekliliği olan, bilimsel ve denetlenebilir bir sistem içerisinde yürütülmelidir.
Parti Okulunda Kurumsallaşma Esas Olmalı
Parti okulunun kurumsal yapısı da yeniden değerlendirilmelidir.
Eğitim süreçleri kişilere bağlı koordinatörlük anlayışıyla değil; kurumsal sorumluluk anlayışıyla yürütülmelidir.
Geçmişte olduğu gibi il ve ilçe eğitim sekreterliklerinin eğitim süreçlerini planlayan ve koordine eden temel yapı olması, hem kurumsal hafızayı güçlendirecek hem de daha fazla örgüt emekçisinin sorumluluk üstlenmesini sağlayacaktır.
Eğer koordinatörlük sistemi uygulanacaksa da bu görevler atamayla değil; demokratik seçimle belirlenmelidir. Çünkü sosyal demokrat bir partide eğitim yönetiminin de demokratik meşruiyete dayanması gerekir.
Parti okulunun yönetiminde liyakat, şeffaflık ve katılımcılık esas alınmalıdır.
Görev süreleri belirli dönemlerle sınırlandırılmalı; örneğin iki yıllık görev süresi uygulamasıyla yeni fikirlerin ve yeni isimlerin önü açılmalıdır.
Süre sınırı kişileri değil, kurumu güçlendirir.
Gençlik Kollarından Kadın Kollarına Güçlü Bir Geçiş Kurulmalı
Kadın kolları ile gençlik kolları arasında doğal bir yetişme sistemi oluşturulmalıdır.
Gençlik kollarında örgütçülüğü öğrenen, sahada deneyim kazanan genç kadınlar belirli bir hazırlık sürecinden sonra kadın kollarına ve ana kademe yönetimlerine taşınmalıdır.
Siyaset, kendi kadrolarını kendi içinde yetiştirebildiği ölçüde kurumsallaşır.
Bu süreçte esas olan yaş değil, kuşak yenilenmesidir.
Deneyimli isimler siyasetin hafızasıdır. Ancak aynı kişilerin yıllarca aynı görevlerde kalması yeni kuşakların önünü kapatmamalıdır.
Tecrübe yol göstermeli; koltuk ise gerektiğinde el değiştirebilmelidir.
Genç kadınlar yalnızca listelerde kota tamamlamak için değil; karar alma mekanizmalarının gerçek aktörleri olarak görev almalıdır.
Kadın kolları seçimlerinde de kadınların iradesi belirleyici olmalıdır. Kadın örgütlerinin yöneticileri, başka iradelerin tercihleriyle değil; kadın üyelerin özgür iradesiyle seçilmelidir. Demokratik meşruiyetin en önemli şartlarından biri budur.
Sonuç: Yeni Parti İçin 10 Temel Örgüt İlkesi
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında sosyal demokrat bir parti yalnızca seçim kazanmaya odaklanan bir yapı değil; demokrasi kültürünü önce kendi örgütünde yaşatan bir siyasal okul olmalıdır.
Bunun için yeni bir örgüt anlayışının şu temel ilkeler üzerine kurulması gerektiğine inanıyorum:
1. Örgüt kültürü kişilerden güçlü olmalıdır.
2. Liyakat vazgeçilmez ilke olmalıdır.
3. Kadın örgütleri siyasetin gerçek öznesi olmalıdır.
4. Kadınlar kendi yöneticilerini özgür iradeleriyle seçebilmelidir.
5. Gençlik örgütleri yalnızca geleceğin değil, bugünün de karar süreçlerinde yer almalıdır.
6. Parti okulu gerçek bir siyaset akademisine dönüştürülmelidir.
7. Eğitim süreçleri kişilere değil, kurumsal ilkelere bağlı yürütülmelidir.
8. Eğitim yönetiminde şeffaflık, liyakat ve demokratik katılım esas alınmalıdır.
9. Fotoğraf veren değil, fikir üreten bir örgüt anlayışı kurulmalıdır.
10. Yeni parti yalnızca yeni bir isim değil; yeni bir siyaset ahlakı inşa etmelidir.
Çünkü gerçek değişim tabelada değil; örgüt kültüründe, parti içi demokraside, eğitim anlayışında ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını taşıyacak kadroların yetiştirilmesinde hayat bulacaktır.
Güçlü bir örgüt, güçlü bir demokrasinin ilk şartıdır.
Güçlü demokrasi ise; özgür düşünen kadınların, umutla üreten gençlerin, liyakatle görev alan kadroların ve ortak akla inanan bir örgüt kültürünün omuzlarında yükselir.
İşte benim yeni partiden beklentim budur:
Daha demokratik…
Daha katılımcı…
Daha özgür…
Daha liyakatli…
Ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yakışan gerçek bir sosyal demokrat örgüt kültürü…