ZİRVELER GEÇER, GERİYE HALKIN GERÇEĞİ KALIR

Yayınlama: 06.07.2026
26
A+
A-

Ankara’nın gündemi NATO Zirvesi…

Kırmızı halılar seriliyor, güvenlik önlemleri artırılıyor. Dünya liderlerinin katılacağı zirvenin güvenlik, savunma harcamaları ve uluslararası dengeler üzerine kurulan gündemi günlerdir konuşuluyor.

Bu arada, ABD’nin Bağımsızlık Günü dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Amerikan bayrağının renkleriyle ışıklandırılması da diplomasinin sembolik jestlerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Başkentin bazı noktalarına yerleştirilen paneller de günlerdir tartışılıyor. Kimileri bunun güvenlik ve organizasyonun bir parçası olduğunu söylerken, kimileri ise panellerin ardında kalan gerçekleri düşündü…

Pazarda fileyi yarım doldurup evine dönen emekliyi…
İş bulamadığı için geleceğini başka ülkelerde arayan genci…
Tarlasını ekemeyen çiftçiyi…
Ay sonunu getiremeyen işçiyi…
Çocuklarına mahcup olmamak için gece gündüz çalışan anne ve babaları…

Bir ülkenin gerçek gündemi, liderlerin verdiği aile fotoğrafı değil, halkın mutfağıdır.

Zirve öncesinde güvenlik gerekçesiyle gözaltılar yaşandı; ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı üzerine yeniden tartışmalar başladı.

Halbuki demokratik bir ülkede güvenlik, temel hak ve özgürlüklerin birlikte korunması gerekir.

Çünkü demokrasi, yalnızca seçim sandığından değil, eleştirel seslerin var olabilmesinden de güç alır.

Zirve hazırlıkları sürerken emekli aylıkları yeniden gündeme geldi.

Milyonlarca insanın aylardır beklediği açıklama, ne yazık ki hayat pahalılığı karşısında derinleşen geçim sıkıntısını ortadan kaldırmaya yetmedi.

Bir yanda milyarlarca liralık savunma bütçeleri konuşuluyor.

Diğer yanda emekli, pazarda meyveyi tane hesabıyla alıyor.

Dünyanın en güçlü orduları ve en pahalı silah sistemleri tartışılırken, gençler diplomalarını valizlerine koyup bu ülkeden gitmenin hayalini kuruyor.

Oysa sosyal devlet, yalnızca sınırlarını koruyan devlet değildir.

Sosyal devlet; emeklisini yoksulluğa mahkum etmeyen, işçisinin alın terini koruyan, gençlerine umut veren, çocuklarının yatağa aç girmesine izin vermeyen devlettir.

Güç, yalnızca tankla, tüfekle, savaş uçağıyla ölçülmez!

Gerçek güç, vatandaşının geleceğe güvenle bakabilmesidir…

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı daha yüksek sesle savaş konuşmak değil, daha yüksek sesle adaleti, emeği, özgürlüğü ve eşitliği konuşmaktır.

Zira bu ülkenin en büyük güvenlik meselesi, maalesef umudunu kaybetmeye başlayan milyonlarca insanıdır…

Unutulmamalıdır ki, halkın sofrası küçülürken hiçbir iktidarın kurduğu büyük masalar, tarihin vicdanında kalıcı bir zafer olarak yer bulamaz.

“Unutmayalım; bir ülkeyi ayakta tutan NATO zirveleri değil, adalet duygusunu kaybetmemiş bir halktır.”

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.