BTSO YARIŞINDA MATLI’NIN VİZYONU MU, EKİBİ Mİ?

Yayınlama: 30.08.2026
Düzenleme: 30.08.2026 11:20
167
A+
A-

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’nın NOSAB Gastro Sanayi’de düzenlediği basın toplantısında açıkladığı Vizyon 2040 oldukça iddialıydı.

Ancak projeler kadar, o projeleri hayata geçirmeye talip olan ekip de dikkat çekiciydi.

Çünkü ortaya koyduğunuz vizyon ne kadar önemliyse, o vizyonu kiminle hayata geçireceğiniz de o kadar önemli…

Hele söz konusu Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi 60 bin üyeyi temsil eden, Bursa ekonomisinin neredeyse bütün damarlarına dokunan bir kurumsa…

Ve Özer Matlı bu kez yalnızca “değişim” diyerek karşımıza çıkmadı.

Aylardır kendisine yöneltilen “Peki, programınız ne?” sorusunun karşısına oldukça kapsamlı bir dosya koydu:

“Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı – Vizyon 2040”

70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle görüşülmüş, 300 saati aşan toplantılar yapılmış, 12 kişilik uzman ekip çalışmış.

Sonuçta 6 dönüşüm ekseni, 28 büyük hamle ve 46 somut çözüm ortaya çıkmış.

Rakamlar güzel.

Projelerin isimleri de güzel.

Ama isimlerden çok, bunların hangisinin Bursa iş dünyasının günlük hayatına gerçekten dokunacağı önemli!

Mesela faaliyet belgesinin ve yılda beş temel belgenin ücretsiz olması…

Aidatların düşürülmesi…

Finansmana Erişim Merkezi kurularak kredi ve teşvik başvurularının üye adına takip edilmesi…

Enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücünün birleştirilmesi…

Bunlar kulağa büyük “vizyon projeleri” gibi gelmeyebilir.

Ama bugün finansmana ulaşmakta zorlanan, maliyetlerle boğuşan KOBİ’ye sorarsanız, belki de en büyük proje tam olarak budur!

Matlı’nın Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık üç KOBİ OSB kurma hedefi de önemli.

Çünkü Bursa sanayisinin en önemli sorunlarından biri artık yalnızca üretmek değil, nerede ve hangi maliyetle üretileceği…

Burada tabii ki mevcut BTSO yönetimine de bakmak gerekiyor.

İbrahim Burkay’ın 13 yıllık dönemini “hiçbir şey yapılmadı” diye değerlendirmek doğru olmaz!

TEKNOSAB, BUTEKOM, Model Fabrika, GUHEM, Bursa Business School…

Bursa’ya kazandırılmış önemli çalışmalar var ve bunları yok saymak haksızlık olur.

Ancak Matlı’nın bu projelere ilişkin itirazı da var.

Matlı, kamuoyunda BTSO projeleri olarak öne çıkan bazı çalışmaların anlatıldığı kadar doğrudan Oda’ya ait olmadığını savunuyor.

Örneğin TEKNOSAB’ın aslında karma organize sanayi bölgesi niteliğinde olduğunu; GUHEM’in ise Milli Eğitim odaklı, ağırlıklı olarak çocuklara yönelik bir proje olduğunu söylüyor.

Eğitim alanındaki bazı yatırımlarda gerçek anlamda uluslararası bir partner bulunmadığını ve yaklaşık 200 milyon liraya ulaşan zarardan söz edildiğini belirtiyor. Diğer bazı çalışmaların da bakanlık projeleri olduğuna dikkat çekiyor.

Matlı’ya göre asıl tartışılması gereken ise projelerin büyüklüğünden çok, kaynakların ne kadar verimli kullanıldığı.

Çünkü mevcut yönetime yönelik en önemli eleştirilerinden biri ciddi bir “israf” olduğu iddiası.

Bu durumda mesele yalnızca “hangi proje yapıldı?” sorusundan çıkıyor;

“Bu projeyi kim yaptı, ne kadara yaptı ve Bursa iş dünyasına karşılığında ne kazandırdı?” sorusuna geliyor.

Ancak 13 yıl da az bir zaman değil.

Ve bugün yeni dönem projesi olarak yeniden önümüze konulan bazı başlıkların geçmiş yıllarda da BTSO’nun hedefleri arasında yer aldığını görüyoruz.

Örneğin KOBİ OSB…

Yıllar önce de BTSO’nun yeni dönem projeleri arasında açıklanmıştı.

Bugün yine yeni dönemin önemli projelerinden biri olarak karşımızda.

İyi de;

Bir proje kaç dönem “yeni proje” olarak anlatılabilir?

Matlı’nın Burkay yönetimine yönelttiği “aynı projelerin farklı tarihlerde ve farklı isimlerle yeniden açıklanması” eleştirisi de tam burada anlam kazanıyor.

Matlı’nın ortaya koyduğu fark ise en azından söylem düzeyinde başka bir yerde duruyor.

“Kaç bina yaptık, kaç toplantı düzenledik?” demek yerine, yapılan işin üyeye ne kazandırdığının ölçüleceğini söylüyor.

Yani vaat ettiği sistem gerçekleşirse başarı;

Üyenin maliyetinin ne kadar düştüğü,

Finansmana ne kadar kolay ulaştığı,

Kaç yeni müşteri bulduğu,

Ve, ihracatının ve cirosunun ne kadar arttığı üzerinden değerlendirilecek…

Burada önemli olan da “yaptık” demesi değil.

Bunu yapacağını söylemesi ve sonunda hesabının sorulabileceği ölçüyü şimdiden ortaya koyması…

Göreve geldiklerinde bütçenin, iştiraklerin, proje harcamalarının ve yatırımların ürettiği ekonomik değerin açıklanacağını; bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini de söylüyor.

Doğrusu 60 bin üyesi bulunan bir odada bu vaat, birçok gösterişli projeden daha önemli olabilir…

Çünkü para üyeden geliyorsa, üyenin de o paranın nereye gittiğini bilmesi gerekir.

Matlı’nın teknoloji başlığında söylediği bir başka şey de dikkat çekiciydi:

Yapay zekayı seminerlerde anlatmak yerine fabrikada çalıştırmak…

Factory AI Bursa ile yapay zekânın kalite kontrolden üretim planlamasına, bakımdan enerji yönetimine kadar doğrudan üretim hattına sokulmasını hedefliyor.

Aslında bütün Vizyon 2040’ın özeti biraz burada saklı:

Bursa zaten üretiyor.

Mesele bundan sonra yalnızca daha fazla üretmek değil.

Daha değerli üretmek.

Ve tam burada toplantının diğer dikkat çekici tarafına, ekibe geliyoruz…

Basın mensuplarının bulunduğu masalara Matlı’nın ekibinden birer ismin oturması bence küçük ama iyi düşünülmüş bir ayrıntıydı.

Toplantı böylece yalnızca kürsüden yapılan sunumla sınırlı kalmadı; masalarda sektörler konuşuldu, sorular soruldu, bilgi alışverişi yapıldı.

Bizim masamızda ise Bursa Deri İhtisas ve Karma OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Çağlar vardı.

Konu bir ara deri sektörüne geldi.

Doğrusu Çağlar’ın anlattıklarından çok, anlatırkenki heyecanı dikkatimi çekti.

Derinin nasıl temizlendiğini, kolajen içeren dokuların nasıl ayrıştırıldığını, liflerine kadar nasıl işlendiğini öylesine heyecanla anlatıyordu ki…

Yıllardır ayakkabı, çanta, ceket deyip geçtiğimiz derinin aslında nasıl bambaşka bir ekonomik değere dönüştüğünü dinlerken şaşırmamak elde değildi…

Sonra bütün o teknik anlatımı tek cümleyle özetledi:

“Artık deriyi giymiyoruz, yiyoruz!”

İşte o cümle benim aklımda kaldı…

Çünkü deri artık yalnızca giydiğimiz bir ürünün hammaddesi değil; kolajenden kozmetiğe, gıdadan farklı sanayi alanlarına uzanan çok daha yüksek katma değerli bir dünyanın parçası olmuştu…

Ama asıl önemli olan yalnızca kolajen de değildi.

Mesele, yaptığı işi anlatırken gözleri parlayan bir sanayici olmasıydı…

Ve burada Matlı’nın anlattığı “dönüşüm” kelimesi başka bir anlam kazanıyordu;

Dönüşüm bazen devasa binalar yapmak değildir.

Bazen yıllardır ürettiğiniz bir ürüne başka türlü bakabilmektir.

Deriyi yalnızca deri olarak görmemek…

Tekstili yalnızca kumaş, otomotivi yalnızca otomobil, tarımı yalnızca ürün olarak görmemek…

Bilgiyi ve teknolojiyi o ürüne ekleyerek daha yüksek değer yaratmak!

Bursa’nın önümüzdeki yıllardaki asıl meselesi de bana göre bu.

Murat Çağlar bizim masamızdaki örneğiydi.

Ama Matlı’nın çevresine baktığınızda mesele elbette tek bir isimden ibaret değil.

Tekstilden otomotive, deriden gıdaya, ticaretten farklı üretim alanlarına kadar Bursa ekonomisinin birçok sektöründen gelen isimler var.

Kimi doğrudan ekibin içinde, kimi meslek komitelerinde, kimi de bu değişim iddiasının arkasında duran iş insanları olarak…

Belki hepsi ön planda görünmüyor.

Ama görünen ve görünmeyen bu desteğin, BTSO gibi 60 bin üyeli bir yapının seçiminde küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü güçlü bir vizyon hazırlamak kadar, o vizyonun arkasında farklı sektörlerin bilgisini, tecrübesini ve desteğini bir araya getirebilmek de önemli.

Ve toplantıda gördüğümüz tablo:

“Matlı bu yarışa yalnız çıkmamış”

Sonuçta BTSO seçimi bir genel seçim değil.

Oy kullanacak olanlar Bursa’nın tüccarı, sanayicisi, esnafı, üreticisi…

Kimin ne yaptığını da, kimin ne yapabileceğini de en yakından onlar biliyor.

Önümüzde iki ayrı iddia var.

Bir tarafta İbrahim Burkay’ın 13 yıllık tecrübesi, hayata geçirilen projeleri ve yeni dönem hedefleri…

Diğer tarafta Özer Matlı’nın değişim iddiası, Vizyon 2040 programı ve farklı sektörlerden aldığı destek…

Hangisinin Bursa iş dünyasını ikna edeceğini mutlaka ki sandık gösterecek…

Ancak sanırım bu seçimde sorulması gereken soru artık yalnızca;

“Burkay mı, Matlı mı?” değil.

Asıl soru şu:

13 yılın ardından Bursa iş dünyası devam mı diyecek, değişim mi?

Ve değişim diyecekse, Matlı’nın ortaya koyduğu vizyon ile arkasında duran ekip bu değişimi gerçekleştirebilecek mi?

Galiba başlıktaki sorunun cevabını da burada aramak gerekiyor:

Vizyon mu, ekip mi?

Bence biri olmadan diğerinin pek anlamı da yok…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Bayram efe dedi ki:

    Yazınızda da altını çizdiğiniz gibi; artık mesele sadece “daha çok tonaj üretmek ya da daha çok fabrika binası dikmek” değil. Bursa sanayisinin asıl ihtiyacı, mevcut imalatı teknoloji, inovasyon ve biyoteknolojiyle dönüştürüp kg başına düşen katma değeri artırmaktır. Sayın Matlı’nın BTSO’ya ve Bursa ekonomisine çok büyük değer katacağına inanıyorum.