CHP BURSA’DA 15 GÜNLÜK NÖBET SONA ERİYOR… MÜCADELE YENİ ADRESE TAŞINIYOR!

Yayınlama: 30.06.2026
189
A+
A-

Bazı ayrılıklar vardır…

Kapılar öfkeyle çarpılır.

Bazıları kavga ve gürültüyle yaşanır.

Bazıları ise sessiz, hüzünlü ama inandığı davadan vazgeçmeden gerçekleşir.

CHP Bursa İl Başkanlığı’nda son 15 gündür yaşanan tablo bana en çok üçüncüsünü hatırlattı.

Bugün il başkanlığına giderken amacım yalnızca Nihat Yeşiltaş’la konuşmak değildi.

Açıkçası merak ettiğim başka bir konu daha vardı:

Kamuoyunda anlatıldığı gibi parti binasına zarar verilmiş miydi?

Gerçekten iddia edildiği gibi içeride gergin ve kontrol edilemeyen bir ortam mı vardı?

Ve bunu kendi gözlerimle görmek istedim…

İl binasına gittiğimde Nihat Yeşiltaş kısa süreliğine dışarıdaydı. O sırada il yönetiminden, örgüt mensuplarından ve partililerden sürece ilişkin değerlendirmelerini dinledim. Ardından yaptığımız söyleşide Yeşiltaş, son günlerde kamuoyuna yaptığı açıklamalarda dile getirdiği görüşleri bir kez daha yineledi.

Yeşiltaş’a göre yaşanan süreç hiçbir zaman bir koltuk mücadelesi olmadı.

Mesele, Bursa örgütünün iradesine sahip çıkma mücadelesiydi.

15 gündür il yönetimi, kadın ve gençlik kolları ile örgütün sürdürdüğü nöbetin de bu anlayışla gerçekleştirildiğini anlattı.

Cumhuriyet Halk Partisi’ni “tabela partisi” haline getirmek isteyen anlayışa karşı demokratik bir tepki ortaya koyduklarını ifade eden Yeşiltaş, bundan sonraki süreçte de hukuki mücadelelerinin devam edeceğini söyledi.

Ve bu dönemin sloganı haline gelen;

“Binalar sizin olabilir, meydanlar bizim olacak.”

sözleri de aslında bundan sonraki yol haritasını özetliyordu.

Devamında ise Genel Başkan Özgür Özel’in benimsediği meydan siyasetini Bursa’da da sürdüreceklerini, sokak sokak, kapı kapı çalışacaklarını ve mücadeleyi yeni çalışma ofislerinden devam ettireceklerini anlattı.

Bugün il binasında gördüğüm tablo ise kimilerinin kamuoyuna yansıttığından oldukça farklıydı…

İl binası oldukça temiz ve düzenliydi.

Hatta bana, ayrılmadan önce son temizliğin de yapılacağını söylediler.

“Burası bizim baba ocağımız. Buraya zarar vermemiz mümkün değil.”

Bu cümleyi gün boyunca farklı partililerden birkaç kez duydum.

Gençlik ve kadın kollarının bulunduğu odaların duvarlarında yazılmış birkaç slogan dışında binaya verilmiş herhangi bir zarar görmedim.

Onların da temizlenmesi için hazırlık yapılıyordu.

Çünkü burayı hala kendi partileri olarak görüyor, yaşanan ayrılığı ise geçici bir süreç olarak değerlendiriyorlardı…

Ve sık sık aynı cümleyi kuruyorlardı:

“Bir gün yine baba ocağımıza döneceğiz.”

Ve günlerdir en çok konuşulan konulardan biri de giriş kapısına kurulduğu söylenen “barikat”tı.

Doğrusunu söylemek gerekirse içeride gördüğüm tablo, söylenildiği kadar büyük değildi.

Kapının önünde birkaç sandalye ve birkaç çuvaldan oluşan basit bir düzenleme vardı.

Nedenini sorduğumda ise kapının sürgülü olması nedeniyle İzmir’de yaşanan benzer görüntülerin Bursa’da yaşanmaması ve olası bir arbede ihtimalinin tamamen ortadan kaldırılması için bu tedbirin alındığını söylediler.

“Kimsenin eli kolu incinmesin istedik.”

Zaten hemen karşısındaki diğer kapı da açıktı ve önünde herhangi bir engel yoktu.

Söylemleri ise genelde aynıydı:

“Karşı taraftakiler dediklerimiz de bizim arkadaşlarımız. Ne onlar bize zarar verir ne biz onlara.”

Gerçekten de 15 gün boyunca Bursa’da herhangi bir fiziki gerginlik yaşanmamış olması, bu sözlerin karşılığını bulduğunu gösteriyordu.

Ayrıca görüştüğüm partililer, görevi devralacak CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan ve ekibi hakkında da olumsuz tek bir cümle kurmadılar.

Aynı şekilde Turgut Özkan cephesinin de süreci tırmandıracak herhangi bir girişimde bulunmaması, iki tarafın da sağduyulu davranması sayesinde yaşanabilecek olası gerginliklerin önüne geçtiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Belki şu an ki görüşleri,yöntemleri farklıydı ama günün sonunda herkesin birbirini yıllardır tanıyan yol arkadaşları olduğu gerçeği, Bursa’da sürecin kavgasız ve olgunluk içinde tamamlanmasını sağlamıştı…

Gördüğüm bir başka ayrıntı ise dayanışmaydı…

Bu süreçte il binasında kalan partililer, yeme içmeden günlük ihtiyaçlara kadar her şeyi imece usulüyle karşıladıklarını anlattılar.

Yeni çalışma binalarının kira ve diğer giderlerini sorduğumda ise tam o anda bir tesadüfe tanıklık ettim.

Bir CHP üyesi içeri girerek, “Belki çok büyük bir katkı değil ama ben de bu mücadelede üzerime düşeni yapmak istiyorum.” diyerek 5 bin liralık destek vermek istediğini söyledi.

Bağışın resmi yollarla ve dekont karşılığında yapılacağını ise özellikle ifade ettiler.

Belki miktar çok büyük değildi.

Ama verilen mesaj büyüktü…

Bu arada Muharrem ayı nedeniyle il binasında aşure hazırlanmıştı.

Bana da ikram ettiler.

Bir yanda vedaya hazırlanan insanlar…

Diğer yanda aynı sofranın etrafında buluşan yol arkadaşları…

Yarın akşam saat 19.00’da CHP Bursa İl Başkanlığı önünde son kez bir araya gelecekler.

Yapılacak açıklamanın ardından yürüyerek Fomara Meydanı’na yakın yeni çalışma binalarına doğru yürüyecekler…

Henüz kapısında bir tabela olmayacak.

Çünkü hukuki sürecin nasıl şekilleneceğini bekliyorlar.

Belki de bu yüzden yeni adres, şimdilik yalnızca bir adres.

Kimliğini ise önümüzdeki günlerde yaşanacak siyasi gelişmeler belirleyecek.

Ve yarın yalnızca bir bina boşalmayacak.

CHP Bursa’da 15 gündür süren nöbet de sona erecek.

Ancak konuştuğum herkesin ortak cümlesi şuydu:

“Baba ocağından vazgeçmiyoruz. Sadece mücadelemizi başka bir adreste sürdürüyoruz.”

Sanırım bu süreci en iyi özetleyen cümle de tam olarak buydu.

Çünkü belli ki yarın geride bırakılan yalnızca bir bina olacaktı,

Mücadele ise yeni adresinde, hukuki zeminde ve meydanlarda devam edecekti…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.