KOLTUKLAR DEĞİL, KURUMLAR KAZANMALI!

Yayınlama: 12.06.2026
38
A+
A-

Bugün Bursa’da birbirinden farklı gibi görünen üç ayrı gündemi yazmak istiyorum.

Büyükşehir Belediye Meclisinde yaşanan sendika eylemi ve toplu sözleşme tartışmaları…

BUİKAD’ın genel kurulunda gerçekleşen görev değişimi…

Ve beyaz et sektörüne yönelik operasyonlar…

İlk bakışta birbirleriyle ilgisiz gibi görünseler de aslında hepsinin ortak bir noktası var:

Kurumların nasıl yönetildiği…

Dün Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Haziran ayı ilk oturumu gerçekleştirildi.

Öncelikle şunu ifade etmek isterim; Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın göreve geldiği günden bu yana meclis oturumlarını yönetirken, gerek gruplar arasındaki tartışmalarda gerekse meclis üyelerine söz verirken hakkaniyetli bir tutum sergilediğini gözlemlediğimi belirtmeliyim.

Ancak oturuma dönecek olursak; alınan kararlardan çok, gruplar arasında yaşanan ve artık adeta temcit pilavına dönen,aynı mevzular üzerinden çıkan kısa süreli gerginliklerle gündem devam etti diyebiliriz…
Sonrasında ise birkaç Tüm Bel-Sen üyesinin meclis salonundaki eylem girişimi ve toplu sözleşme tartışmaları gündeme geldi.

Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Mustafa Bozbey döneminde sendika ile yapılan sözleşmenin hukuka uygun olmadığını belirterek Sayıştay raporlarında yer alan tespitleri hatırlattı.

CHP Grup Sözcüsü Av. Yücel Akbulut ise Biba’nın konuşmasında kullandığı “zimmet” ifadesinin kamuoyunda farklı algılanabileceğini ifade etti. Bunun üzerine Şahin Biba da söz konusu durumun Mustafa Bozbey’in kişisel çıkar sağladığı anlamına gelmediğini özellikle vurguladı.

Ve mecliste zaman zaman AK Parti ve CHP grupları arasında gerginlikler yaşansa da tartışmalar uzun sürmedi. Ancak geçmiş dönemde çok daha sert muhalefet yapan bazı CHP’li isimlerin son dönemdeki sessizliği yine ilginçti…
Hatta CHP Grup Sözcüsü Yücel Akbulut ve Orkun Gazioğlu olmasa, “CHP grubu burada mı?” diye soranlar bile çıkabilirdi.

Toplantı çıkışında karşılaştığımız Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren’in sözleri ise aslında siyasetin özeti gibiydi.

Ayaküstü sohbetimiz sırasında Deviren, “Kavga sevmiyorum. Keşke her şeyi çok daha iyi bir üslupla çözebilsek. Bizler belediye başkanı olarak toplumun her kesimine hitap etmek zorundayız. Tartışma değil, çözüm üretmek ve vatandaşa dokunmak zorundayız” derken, aslında siyasette eksikliğini en çok hissettiğimiz yaklaşımı da tarif ediyordu.

Meclis toplantılarının belki de en güzel yanı ise;sözlerin söylendiği oturumlar sona erdiğinde tansiyon düşüyor, sohbetler başlıyor, insanlar birbirlerinin elini sıkıyor. Kısacası siyasetin görünen yüzü ile perde arkası her zaman aynı olmuyor.

Çünkü mecliste yaşananlar çoğu zaman mecliste kalıyor…

Ancak sadece mecliste yaşananları ekrandan izleyen vatandaş ise taraftarlık duygusuyla bazen arkadaşıyla hatta belki de ailesiyle tartışmaya devam edebiliyor maalesef…

BUİKAD Genel Kurulu ise bana göre örnek niteliğindeydi.

Yeni başkan ve yönetim göreve gelirken, yıllardır sürdürülen görev değişim geleneği bir kez daha işletildi.

Aynı isimlerin yıllarca koltuklarda oturmadığı, dönem sonunda görevin yeni isimlere devredildiği bu modelin; kurumsal hafıza ile yenilenme arasında önemli bir denge kurduğunu düşünüyorum.

Belki de ülke olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de bu…

Kişilere bağlı olmayan, kurumları öne çıkaran bir yönetim anlayışı…

Çünkü güçlü kurumlar; güçlü kişilerle değil, tutarlı prensiplerle ve toplumun adalet duygusunu yaralamayan etik değerlerle ayakta kalır.

Nitekim BUİKAD’da görev süresini tamamlayan Şeyda Şençayır da, tıpkı önceki dönemde gülümseyerek devraldığı başkanlık görevini bu kez aynı iç rahatlığıyla Zuhal Aslı Saka’ya devretti.

Ve o an bir kadın olarak hem gurur duydum hem de düşündüm;

Belki de yönetim ve karar mekanizmalarında daha fazla kadın olsa, bugün yaşadığımız birçok gereksiz kaosun da önüne geçilebilirdi…

Günün son gündemi ise sabah saatlerinde hepimizi şaşırtan beyaz et sektörüne yönelik operasyondu.

Operasyona Bursa’nın da aralarında bulunduğu 8 il dahil edilirken, vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda gözaltı kararı verildi ve bazı şirketlere denetim kayyımları atandı.

Bursa iş dünyasının yakından tanıdığı isimlerden, Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı’nın da gözaltına alınanlar arasında olması ise haliyle birçok kişiyi şaşırttı.

Kaldı ki BTSO başkanlığı için adaylığını açıklayan Matlı, seçim sürecinin de güçlü isimlerinden biri olarak görülüyordu.

Elbette soruşturmanın sonucunu hukuk belirleyecek.

Ancak burada asıl önemli olan noktayı da gözden kaçırmamak gerekiyor.

Bugün birçok vatandaş için kırmızı et artık ulaşılması zor bir ürün haline gelmiş durumda. Sofralarda daha çok beyaz et tercih ediliyor. Dolayısıyla bu sektörde yaşanan her gelişme doğrudan milyonlarca insanın mutfağını ilgilendiriyor.

Ve vatandaşın beklentisi yalnızca operasyon haberleri duymak değil.

Gerçekten bir haksızlık varsa ortaya çıkarılması, suçlu varsa cezasını alması; ancak en önemlisi de temel gıda ürünlerinin herkes için ulaşılabilir hale gelmesi…

Çünkü son dönemde toplumun en büyük tedirginliklerinden biri; çifte standart algısının artması, zenginle fakir arasındaki makasın giderek açılması ve bir dönemin bel kemiği olan orta direğin her geçen gün biraz daha zayıflaması…

Çünkü bugün mesele sadece beyaz et değil…

Kırmızı etin, süt ürünlerinin, sebzenin, meyvenin ve diğer temel gıda maddelerinin fiyatı da milyonlarca insanın ortak gündemi.

Çünkü ister siyasette, ister sivil toplumda, ister ekonomide olsun; koltuklar gelip geçiyor, geriye kurumlar ve onların toplumda bıraktığı güven duygusu kalıyor.

Sonuçta vatandaş; siyasi tartışmalardan, koltuk hesaplarından ya da operasyon başlıklarından önce mutfağına bakıyor.

Ve mutfaktaki yangın hala söndürülmüş değil…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.