YENİ PARTİ BURSA’DA YÖNETİM LİSTESİ DEĞİŞECEK Mİ? BAYKAL CHP’SİNDE SON DURUM

Yayınlama: 01.11.2026
45
A+
A-

Bursa siyasetinde son günlerin en çok konuşulan konusu, YENİ Parti’nin kongre sonrası oluşturduğu il yönetimi…

Kongre tamamlandı, Nihat Yeşiltaş yeniden il başkanlığı koltuğuna oturdu, yönetim listesi açıklandı.



Ne var ki sandıktan çıkan sonuç, örgütteki tartışmaları sona erdirmedi. Yönetim listesinin belirlenmesiyle kırgınlıklar, küskünlükler ve tepkiler devam ediyor…

Son günlerde parti içinden farklı isimlerle yaptığım görüşmelerde dikkatimi çeken ortak nokta ise:

Mesele yalnızca birkaç kişinin yönetime alınıp alınmaması değil; örgüt emeğinin ne kadar karşılık bulduğu, fikirlerin ne ölçüde dikkate alındığı ve alınan kararların ne kadar güven yarattığı…

…

Dışarıdaki altılı masa içeride mi kuruluyor?

YENİ Parti’nin farklı siyasi görüşlerden insanları bir araya getirmesi, kuruluş iddiasıyla örtüşüyor.

Geçmişte farklı partilerde görev yapmış kişilerin bugün aynı çatı altında bulunması ise tek başına eleştirilecek bir durum değil…

Bursa’daki tartışma ise bundan daha derin.

İYİ Parti’nin Bursa kurucu il başkanlığını ve Genel İdare Kurulu üyeliğini yapan, 2023 genel seçimlerinde Bursa 1. Bölge’den 5. sıra milletvekili adayı olan Dr. Yahya Bahadır’ın…

Ve bir diğer isim, ailesinden gelen ülkücü siyasi gelenekle tanınan ve disiplin kurulunda yer alan Hüseyin Bozkurt Kaplan’ın YENİ Parti yönetiminde yer alması…

Başka başka tepki duyulan isimler de var!

Ancak gördüğümüz kadarıyla özellikle bu isimlere yönelik değerlendirmelerde iki endişe öne çıkıyor. Şöyle ki:

Geçmişte siyasi ayrışmalar yaşamış bazı isimler, YENİ Parti’yi siyasi kariyerleri için yeni bir basamak olarak mı görüyor?

Gelecekte kurulabilecek ittifaklar bu tercihlerden nasıl etkilenir?

Özellikle Hüseyin Bozkurt Kaplan’ın İYİ Parti’den ayrılırken kullandığı belirtilen sert ifadeler, olası bir seçim ittifakında Bursa milletvekilleriyle ilişkilerin nasıl şekilleneceği sorusunu gündeme getiriyor.

Görüştüğüm partideki yetkin bir isim, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi:

“Dışarıdaki altılı masa şimdi içeride kuruluyor!”

Bu söz, sanki örgütün bir kesimindeki güvensizliği özetliyordu…

Ve bugün siyasi yükseliş beklentisiyle partiye gelenlerin, koşullar değiştiğinde aynı kararlılıkla mücadele edip etmeyecekleri sorgulanıyor…

Oysa insanların siyasi tercihleri değişebilir. Bir partiden ayrılıp başka bir partide siyaset yapmak, demokratik hayatın doğal bir parçasıdır.

Fakat mesele belli ki olumsuz tecrübelerden dolayı, nereden geldiklerinden çok, geldikleri yerde neye ve nereye hizmet edeceklerine ilişkin tedirginlik…

Diğer bir rahatsızlık ise örgütün bildiği ve tanıdığı isimler olmalarına rağmen, Sinan Nergiz ile Aytaç Şahin’in yönetimde yer alması nedeniyle Nilüfer cephesinde yaşanıyor.

Buradaki mesele ise siyasi geçmiş değil, kongre sürecinde oluşan karşıtlıklar…

Nilüfer örgütünde Özgür Şahin’i destekleyen önemli bir kesim bulunuyor. Bu kesimle Sinan Nergiz ve Aytaç Şahin arasındaki siyasi ayrışmanın, yönetim listesiyle yeniden gündeme geldiği ifade ediliyor.

Özgür Şahin’in il başkanlığı yarışında Nihat Yeşiltaş’ın karşısına çıkmış olması da bazı yorumları beraberinde getiriyor.

Öyle ki Yeşiltaş’ın bu isimleri tercih ederken “Düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışıyla hareket ettiği ileri sürülüyor.

Bu, Yeşiltaş’ın niyetini ortaya koyan doğrulanmış bir bilgi değil; parti içindeki bazı kesimlerin yönetim tercihlerine bakışını yansıtan bir yorum…

Yine Aytaç Şahin’in eşinin delege olarak tercih edilmesi de ayrıca eleştiriliyor.

Ki bu, eleştiriyi en çok hak eden durum olduğu muhakkak!

Ve Aytaç Şahin’in siyasi kariyeri açısından da bu süreç ileriki zamanlarda da pek hoş karşılanmayacaktır…

Hele ki eşler, kardeşler, senin ahbap benim çavuş mevzularından bıkmış bir toplum ve seçmen kitlesi varken…

Ve henüz yeni kurulmuş bir siyasi oluşumken…

Azıcık dikkat!

Biraz sabır demezler mi?

…

Dört ilçedeki rahatsızlık büyür mü?

İlçe örgütlerinden yükselen itirazları da göz ardı etmemek mühim!

Özellikle Yıldırım’da, Nihat Yeşiltaş ile ilişkilerinin iyi olduğu bilinen ve İlhami Gün’e karşı Yeşiltaş’ın desteklediği İlçe Başkanı Ahmet Keskin’in önerdiği iki ismin de kabul edilmemesi kırgınlığa neden olduğu gibi…

İnegöl, Nilüfer ve Mudanya’da da benzer rahatsızlıkların yaşandığı ifade ediliyor…

Burada ilçelerin yönetimde temsil edilmemesiyle, önerdikleri isimlerin kabul edilmemesini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Yine de ortaya çıkan tablo, bazı ilçe örgütlerinin kendilerini karar alma sürecinin dışında hissettiğini gösteriyor.

Parti içinden gelen değerlendirmelere göre ise bu rahatsızlıklar dört ilçeyle sınırlı değil!

Kaldı ki bir il yönetiminin gerçek gücü, yalnızca oluşturduğu kadroda değil, ilçelerle kurduğu ilişkide ve sahadaki örgütlenmesinde ortaya çıkar.

O yüzden yine biraz dikkat…

Biraz da öngörülü olmak gerekmez mi?

…

Bir yönetim listesi nasıl hazırlanmalı?

Nihat Yeşiltaş, siyasete yeni girmiş ya da örgüt yönetimini ilk kez deneyimleyen bir isim değil.

Yıldırım İlçe Başkanlığı ve CHP İl Başkanlığı geçmişi bulunan, Bursa siyasetinin dengelerini ve örgüt yapısını bilen deneyimli bir siyasetçi…

Dolayısıyla kendisinden beklenen, yalnızca isimleri bir listeye yerleştirmesi değil, her tercihin örgütte ve seçmende nasıl karşılık bulacağını da öngörebilmesi.

Kulislerde, listenin hazırlanmasında farklı çevrelerden gelen taleplerin ve müdahalelerin etkili olduğu, hatta Yeşiltaş’ın da bu talepler arasında kaldığını dile getirdiği öne sürülüyor.

Nasıl yani!

Yeşiltaş’ın, yani bir il başkanının, “Arada kaldım” diyerek aradan sıyrılması mümkün olabilir mi?

Özellikle yıllardır parti için maddi ve manevi fedakarlıkta bulunan, butlan sürecinde Yeşiltaş’ı yalnız bırakmayan, sahada çalışan bazı isimlerin yedek kulübede kalması bu yanıtla geçiştirilebilir mi?

Üstelik diğer taraftan, örgütün bazı kesimlerince sunuculuk ve Ankara bağlantılı çevre oluşturma dışında partiye katkısı yetersiz, hatta “hiç” olarak değerlendirilen; gerek en son yerel seçimleri kazanıncaya kadar üye bile olmayan, gerekse butlan sürecinde YENİ Parti kurulana kadar ortalarda görünmeyen bazı isimlerin yönetimde yer alması,

Ve yine kimsenin tanımadığı kadar “gizli partililerin” de paraşütle iner gibi koltuğa oturdukları kulislerde açığa çıkmışken…

Bazı parti üyelerinin de: “ilk listede yer bulamayan isimlerin kişisel başvurularının, ağlamalarının ve ısrarlarının sonradan yenilenen liste üzerinde etkili olduğu” yönündeki söylemleri de yine iddialar arasında…

Ve tüm bu kaosta görüştüğüm bir partilinin önerisinin mühim olduğunu düşünüyorum:

Yeni katılan isimlerin bir yıl kadar çalışma performanslarının ve örgütle uyumlarının değerlendirilmesini, başarılı olanların daha sonra asıl yönetim sorumluluğuna getirilmesini savunuyordu.

Mevcut tüzükten ayrı bir değerlendirme modeli olarak ele alınabilecek bu önerinin temelinde önemli bir düşünce var:

Yeni isimlere kapı açmak kadar, o isimlerin örgütle uyum içinde çalışmasını sağlamak da gerekli.

CHP bu gelişmeleri nasıl izliyor?

Bursa siyasetinin diğer tarafında da işler çok sakin değil.

CHP’de Turgut Özkan’ın yerine Deniz Baykal’ın il başkanlığına getirilmesiyle yeni bir dönem başladı.

Ne var ki bu değişimin örgütte beklenen toparlanmayı henüz sağlayamadığı yönünde değerlendirmeler var.

Yönetim toplantılarındaki katılım sorunları, kadın ve gençlik kollarında yaşandığı belirtilen değişimler ve butlan sürecinin yarattığı ayrışmalar CHP kulislerinde konuşulmaya devam ediyor.

CHP’nin YENİ Parti’deki gelişmeleri siyasi rekabet açısından dikkatle izlediğini tahmin etmek zor değil.

Hatta bazı YENİ Partililer, örgüt içindeki tartışmaların karşı cephedeki isimler tarafından büyütüldüğünü de düşünüyor.

Fakat burada önemli bir gerçek var:

Bir siyasi rakibin yaşananlardan memnuniyet duyması, yaşanan sorunların gerçek olmadığı anlamına gelmez.

YENİ Parti yönetiminin eleştirileri yalnızca dışarıdan gelen siyasi müdahaleler olarak görmesi, kendi örgütündeki rahatsızlıkları anlamasını zorlaştırır.

Üstelik göz ardı edilmemesi gereken başka bir siyasi gerçek daha var.

Yıllarca “baba ocağı” olarak gördükleri CHP’de siyaset yapan, butlan sürecinin ardından partilerinden ayrılarak YENİ Parti çatısı altında mücadele etmeyi tercih eden insanlar bulunuyor.

Bu isimlerin birçoğu yalnızca parti değiştirmedi. Yıllardır emek verdikleri, siyasi geçmişlerini oluşturdukları bir yapıdan ayrılarak yeni bir oluşumun kuruluşuna katkı sundu.

Maddi ve manevi sorumluluk üstlenen, örgütlenme çalışmalarında yer alan, seçim döneminde de sahada mücadele edecek bu kadroların yaşadığı kırgınlıkların küçümsenmemesi gerekiyor.

Genel merkez müdahale eder mi?

Bursa kulislerinde konuşulan bir başka konu, genel merkeze iletilen şikayetler.

Edindiğim bilgilere göre yönetim listesinin açıklanmasının ardından yaşanan rahatsızlıklar Ankara’ya da taşınmış durumda.

Genel merkezin gelişmeleri değerlendirdiği ve konuyla ilgili milletvekilleriyle görüşmeler yaptığı konuşuluyor.

İlerleyen süreçte yönetim kadrosunda bazı değişikliklerin gündeme gelebileceği de iddialar arasında…

Bursa, büyükşehir kimliği, seçmen yapısı ve siyasi dengeleriyle seçim sonuçlarında önemli bir yere sahip.

Bu nedenle genel merkezin yaşananları yalnızca kişiler arasındaki kırgınlıklar olarak değil, seçim stratejisi açısından da değerlendireceği muhakkak.

Burada yalnızca Nihat Yeşiltaş’ın siyasi geleceği değil, partinin Bursa’daki örgütlenmesi, seçim hazırlıkları ve seçmen karşısındaki güvenilirliği de söz konusu…

İktidar iddiası büyürken…

Türkiye ekonomik açıdan zor bir dönemden geçiyor.

Emekliler, asgari ücretliler, dar gelirli aileler, esnaf ve üreticiler geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor.

Süleyman Demirel’in siyasetle tencere arasındaki ilişkiye yaptığı vurgu bugün de geçerliliğini koruyor.

Seçmenin gündeminde yalnızca siyasi söylemler değil, evine götürebildiği veya götüremediği ekmek var!

Bu tablo, yeni bir iktidar alternatifi arayışını da güçlendiriyor.

Son dönemde açıklanan bazı kamuoyu araştırmalarında YENİ Parti’nin yükselişi dikkat çekiyor. Hatta kimi anketlerde ilk sırada gösterilmesi, parti içindeki iktidar beklentilerini büyütüyor.

Bir de kararsız seçmenler ve siyasi tercihini açıkça dile getirmeyen, “sessiz seçmen” olarak tanımlanan kesim var.

Bu seçmenlerin sandıkta nasıl davranacağı bilinmiyor. Parti içindeki değerlendirmeler ise YENİ Parti’ye yönelik desteğin anketlerde görünen oranların üzerine çıkabileceği yönünde.

Tam da bu nedenle YENİ Parti yönetimlerinin, özellikle il örgütlerinin daha dikkatli hareket etmesi gerekiyor.

Yükselen bir siyasi hareketin önündeki en büyük risklerden biri, büyüme ihtimalinin yarattığı kişisel beklentilerin ortak hedeflerin önüne geçmesidir.

Siyaset son ana kadar değişebilir. Yeni alternatifler ortaya çıkabilir, ittifak dengeleri ve seçmen tercihleri farklılaşabilir.

Ekonomik sorunların bu kadar ağırlaştığı bir ülkede iktidara gelmek de tek başına başarı anlamına gelmeyecektir. O sorunları çözebilecek, birlikte çalışabilecek, nitelikli kadrolar oluşturmak gerekecektir.

Bursa’daki bir parti yöneticisinin şu değerlendirmesi dikkat çekici:

“Bu gidişle Bursa’da YENİ Parti’den en az 50 milletvekili aday adayı çıkar.”

Bu öngörü, beklentilerin ne kadar büyüdüğünü gösteriyor.

Peki, bugün yönetim listesi hazırlanırken yaşanan tartışmalar, yarın milletvekili adaylarının belirlenmesi sırasında çok daha büyük bir soruna dönüşür mü?

Asıl üzerinde düşünülmesi gereken sorulardan biri de bu.

Asıl sınav şimdi başlıyor!

Nihat Yeşiltaş’ın önünde önemli bir sorumluluk var.

Ön seçimde kendisini destekleyenlerle desteklemeyenleri, kurucu kadrolarla yeni katılanları, il yönetimiyle ilçe örgütlerini ortak bir hedef etrafında buluşturmak zorunda.

Bu, yalnızca birlik ve beraberlik mesajları vermekle ya da eleştirileri görmezden gelmekle sağlanamaz.

Zira il başkanı, partisinin o kentteki temsilcisi olduğu kadar il yönetiminin de lideridir.

Liderlik, herkesin talebini karşılamaya çalışmak değil; gerektiğinde hayır diyebilmek, doğru kararın arkasında durabilmek ve o kararın sorumluluğunu üstlenebilmektir.

Hele ki seçim hazırlığındaki bir partide…

Örgüt emeğine saygı, liyakatli kadrolar, adil görev dağılımı ve sağlıklı koordinasyon bu sürecin temelini oluşturmalı…

Ve unutulmamalı…

Bir il başkanı kendi siyasi geleceğini riske atabilir. Ama kişisel tercihleriyle bir partinin geleceğini riske atma hakkı yoktur!

Bursa’da kongre bitti.

Şimdi mesele, kırılan güvenin nasıl onarılacağı ve bu kırgınlıkların sandığa taşınmadan nasıl giderileceği…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.