Dün Bursa’da peş peşe iki önemli gündem vardı.
Günün ilk bölümünde 64. Uluslararası Bursa Festivali’nin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Akşam ise Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin temmuz ayı ikinci oturumunda tansiyon yükseldi.
Aynı şehir, aynı gün… Ama birbirinden oldukça farklı iki atmosfer.
Önce festival…
Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen tanıtım toplantısına Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Başkanı Zekeriya Birkan, festivalin ana sponsoru Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, vakıf yöneticileri, sponsor temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu katıldı.
Program anlatıldı, festival takvimi paylaşıldı, sanat konuşuldu…
Ve aklımda kalan iki ayrıntı… Tanıtım için davet edilen basın mensuplarına iki farklı yaklaşım…
Toplantı başlamadan önce Başkan Vekili Şahin Biba’nın masaları tek tek dolaşarak gazetecilere “Hoş geldiniz” demesi, kısa sohbetler etmesi…
Toplantının ardından da basın mensuplarını uğurlarken samimi iletişimi, günün anısına toplu ya da bireysel fotoğraf çektirmesi güzeldi…
Ancak diğer ayrıntı biraz farklıydı:
Büyükşehir Belediyesi basın ekibinin büyük bölümünün oldukça ilgili ve çözüm odaklı olduğunu belirtmeliyim…
Ancak organizasyonda yetkili konumda bulunan bir ismin gazetecilerle kurduğu mesafe ilginçti!
Yoğun tempo, aynı anda üstlenilen birbirinden çok farklı görevler ve artan sorumluluklar zaman zaman iletişime de yansıyor sanıyorum, tüm iyi niyetimle…
Yine tüm iyi niyetimle; bazen fazla yük, bazen de makamın getirdiği resmiyet, farkında olmadan doğru iletişimin önüne geçebileceği de düşünülebilir…
Ancak ilişkilerin laçkalaşması kadar, taraflı bir yaklaşımla iletişime yön vermenin yanlışlığı da unutulmamalı…
Festivalin kendisine gelirsek…
Öncelikle 64 yıldır aralıksız devam eden böylesine köklü bir organizasyonu yaşatabilmek başlı başına Bursa adına önemli bir başarı olduğunu söylemek gerek…
Üstelik yönetim değişikliği, takvimde yaşanan gecikmeler ve yeniden yapılan planlamalara rağmen festivalin Bursalılarla buluşturulması da önemliydi.
Ancak Bursa Festivali’nin adında “uluslararası” ifadesi varsa, beklenti de doğal olarak biraz daha yükseliyor.
Geçmiş yıllarda Goran Bregović, Oi Va Voi ve Barcelona Gipsy Balkan Orchestra gibi uluslararası ölçekte tanınan isimleri ağırlayan festivalin bu yılki programında Murat Karahan, Derya Bedavacı, Emre Altuğ, Fatih Erkoç, Fettah Can, Mustafa Keser ve Özcan Deniz gibi Türkiye’nin sevilen sanatçıları yer alıyor. Elbette Bagjan Oktyabr ve Teona Dvali gibi önemli konuklar da programda bulunuyor. Yine de uluslararası kimliği daha güçlü hissettirecek birkaç dünya çapında ismi programda görmek isterdim.
Bir başka konu ise bilet fiyatları…
500 liradan başlayıp bazı etkinliklerde 2 bin liraya kadar çıkan biletler, bugünün ekonomik şartlarında birçok vatandaş için kolay ulaşılabilir görünmüyor. Kültür ve sanatın daha geniş kitlelere ulaşabilmesi adına bu dengeyi yeniden değerlendirmek faydalı olacaktır.
..,
Akşamın gündemi ise Bursa Büyükşehir Belediye Meclisiydi…
Aslında oturumun en önemli başlıklarından biri Batı Bölgesi Entegre Katı Atık ve Enerji Üretim Tesisi ile ilgili yapılan kapsamlı sunumdu. Teknik yönü güçlü, üzerinde ciddi emek harcanmış bir çalışma anlatıldı. Nilüfer Belediyesi’nin itirazları, alternatif alan önerileri ve Teknosab seçeneği de gündeme geldi.
Tam da Bursa’nın geleceğini ilgilendiren bu önemli konu konuşulurken, Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı’nın çıkışıyla ortamın bir anda gerilmesine neden olan sözleri…
Karabatı’nın CHP grubuna yönelik, “Siyaset yapmayın!”atıfı,
CHP grubundan gelen, “Bizler en azından omurgalı siyaset yapıyoruz” yanıtı…
Aslında gerginliğin ilk ayağıydı…
Ve ne yazık ki bir süre sonra konuşulan artık çöp tesisi değil, siyaset olmuştu.
Ve ardından en can alıcı nokta…
İsmet İnönü üzerinden başlayan tartışmaydı.
Bu konu meclisin bütün havasını değiştirdi.
Açıkçası bu kısım gerçekten de üzücüydü…
Siyasette eleştiri olur.
Fikir ayrılığı da olur.
Ancak İsmet İnönü’yü yalnızca ana muhalefet partisinin eski genel başkanı kimliği üzerinden değerlendirmek, Cumhuriyet tarihimize yapılacak büyük bir haksızlıktır.
İnönü; Kurtuluş Savaşı’nın en önemli komutanlarından, Lozan Barış Antlaşması’nın baş mimarlarından ve Cumhuriyetimizin ikinci Cumhurbaşkanıdır.
Bugün özgürce konuşabildiğimiz, farklı fikirleri tartışabildiğimiz bu Cumhuriyet’in kuruluşunda onun da çok büyük emeği olduğu tartışmasızdır.
Dolayısıyla mesele sadece CHP’nin eski genel başkanı değildir.
Mesele, bu ülkenin ortak tarihine ve ortak değerlerine gösterdiğimiz saygıdır.
Diğer taraftan…
Tepki gösterme biçimi de en az kullanılan sözler kadar önemlidir.
Mecliste yaşanan gerginlik sırasında karşı taraftan su şişesi fırlatılması da doğru değildi.
Bir yanlış, başka bir yanlışı haklı hale getirmez.
Belki de artık meclis toplantıları öncesinde tüm siyasi grupların kendi üyeleriyle sadece gündemi değil, kullanılacak dili ve meclisin saygınlığına yakışacak üslubu da konuşması gerekiyor.
Çünkü birkaç dakikalık gerginlik, saatlerce hazırlanan sunumların ve Bursa’nın gerçekten çözüm bekleyen meselelerinin önüne geçebiliyor.
Nitekim öyle de oldu.
Yaşanan tartışmaların ardından oturum 16 Temmuz Perşembe gününe ertelendi.
Bir kez daha ertelenen ise Bursa’nın konuşulmayı bekleyen meseleleri oldu.
Dilerim bir sonraki meclis toplantısında havada uçuşan şey su şişeleri ya da sert sözler değil; Bursa’yı ileriye taşıyacak fikirler olur.
Ve tarihimizin ortak değerleri, günlük siyasi tartışmaların değil, ortak saygının konusu olarak kalır.
Çünkü bu şehir de, bu ülke de bunu fazlasıyla hak ediyor…