BTSO’DA İDDİALAR SERT, YANITLAR “KESKİN”!

Yayınlama: 28.09.2026
233
A+
A-

Hikaye bu ya; her sabah gün doğarken en yüksek noktaya çıkıp gür sesiyle ezan okuyan bir horoz varmış…

Bir gün sahibi gelip kaşlarını çatmış:



— “Her sabah ezan okuyorsun. Bir daha ezan okursan senin tüylerini yolarım!”

Horoz korkmuş. Kendi kendine bir muhasebe yapmış: “Zaruretler mahzurları mübah kılar. Canımı kurtarmak için ezan okumaktan vazgeçmeliyim. Nasıl olsa benden başka horozlar var, her halukarda onlar okur.”

Ve ezan okumayı bırakmış.

Bir hafta sonra sahibi tekrar gelmiş:

— “Ezan okumayı bıraktın ama hala horoz gibi kasılıyorsun. Eğer tavuklar gibi gıdaklamazsan senin tüylerini yolarım!”

Horoz horozluktan vazgeçmiş, tavukların arasına girip gıdaklamaya başlamış.

Tam bir ay boyunca gıdakladıktan sonra sahibi bu kez elinde bir bıçakla çıkagelmiş:

— “Ezan okumayı bıraktın, tavuk gibi gıdaklamaya da başladın. Şimdi de tavuklar gibi yumurtlamazsan seni keserim!”

İşte o an horoz, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini anlamış. Yaşlı gözlerle başını öne eğip ağlamaya başlamış:

— “Keşke en başında, ezan okurken ölseydim!”

Bu kıssa bize sivil toplumda, siyasette ve sanayide değişmez bir gerçeği öğretir: Baskı ve tehdit karşısında verilen ilk taviz, kimliğin kaybolduğu onursuz bir sonun ilk adımıdır. Doğrularından, ilkelerinden vazgeçip sessizliği seçenler; günün sonunda hem saygınlıklarını hem de uğruna eğildikleri mevkilerini kaybetmeye mahkumdur.

“Özer Matlı’dan Size Ekmek Çıkmaz!”

İşte Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçim sürecine günler kala tanık olduğumuz tablo, tam da bu hikayedeki kırılma noktasını önümüze koyuyor.

Adaylık sürecinde Keskinoğlu markası ve binlerce çalışanın alın teri üzerinden başlatılan karalama kampanyalarına, asılsız “mal varlığına el kondu” iddialarına karşı Özer Matlı’nın geri adım atmak yerine sergilediği meydan okuma, tavizsiz bir omurganın en somut göstergesidir.

Açıklamasındaki şu ifadeler, baskılara boyun eğmeyen bir duruşun ilanıdır:

“BTSO seçimine günler kala Keskinoğlu üzerinden binlerce çalışanımızın emeği ve Bursa’nın en büyük gıda şirketlerinden biri hedef alınıyor. Bilerek ve nedenini çok iyi bildiğimiz bir şekilde ‘Mal varlığına el kondu’ iddiası ortaya atılıyor. Bildiğimiz kişiler de bu iddiayı körüklüyor.

Bana saldırın. Bursa’da KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savunduğum için, sizin yaptıklarınızı deşifre ettiğim için ne biliyorsanız onu yapın. Ama çalışanlarımızı, üretimimizi, alın terimizi ve yatırımlarımızı seçim malzemesi yapmayın.

Dediğim gibi Özer Matlı’dan size ekmek çıkmaz! Gerçeğe aykırı yayınlara karşı hukuki haklarımızı kullanacağız.”

Biz Dik Duracağız!

Bir kentin, bir sektörün ya da devasa bir sanayi birikiminin temsiline talip olanlar; tehdit gördüğünde sesini kesen, baskı gördüğünde başkalarının suyuna gidenlerden olamaz.

Bursa sanayicisinin, tekstilcisinin, tarımcısının ve KOBİ’lerinin ihtiyacı olan şey; rüzgara göre yön değiştiren idare-i maslahatçılar değil, “Ezan okumaktan korkmuyoruz!” diyerek doğrunun yanında saf tutan iradedir.

Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının ortaya koyduğu tutum; baskıyla yön verilemeyen, şantaja geçit vermeyen, üyesinin hakkını ve üretimin onurunu her platformda gür sesle savunan bir kararlılığı temsil ediyor.

Çünkü bu şehir ve bu kadrolar çok iyi biliyor ki:

Korkarak, taviz vererek ya da “idare edelim” diyerek ne bir mevzi korunur ne de bir dava kazanılır. İlk geri adımı attığın an, duracağın yeri artık sen belirleyemezsin.

Mesele sadece bir seçim ya da makam meselesi değil; mesele duruş meselesidir, omurga meselesidir.

Fıtratından ve ilkelerinden vazgeçip sessizleşenler masada da sahada da kaybetmeye mahkumdur. Biz; baskılar karşısında geri adım atmayacağız, özümüzden vazgeçmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, kendi mevzimizde ezanımızı okumaya ve dik durmaya devam edeceğiz!

Sahadan Yükselen Sorular: Vicdanınızın Anketini Yapın!

Biz dik durup hakikati söylemeye devam ederken, sahadaki binlerce tüccar ve sanayicinin aklındaki şu sorular da yanıt bekliyor:

1. TEKNOSAB tahsisleri neden, nasıl ve hangi kararla yapıldı?

2. Swissôtel Uludağ Bursa ve bünyesindeki eğitim merkezi Bursa Business School 64.000 üyenin midir? Onların hakları nelerdir ve bu iki kurumun zararı ne kadardır?

3. BTSO bünyesindeki 64 bin üyenin 48 bini borçlu mudur? En yüksek aidatı ve munzam bedelini ödeyen BTSO üyeleri sadece birer potansiyel midir?

64 bin üyeli bir odada 48 bin tüccar borcu yüzünden sandığa gidemiyorsa, o seçimde hak hakkaniyetle tecelli etmez.

Üyesinin %75’ini dışarıda bırakan bir temsil, Bursa iş dünyasının iradesini yansıtmaz; sadece mevcut yapının durumunu koruma çabasıdır. Borçlandırılıp oy hakkı kısıtlanan tüccarın bulunmadığı bir sandık, adil ve güçlü bir temsili sağlamaz.

4. KOBİ OSB, KOBİ’ye ne kadar yakın ve ihtiyacını karşılamaktadır? İhtiyaca göre yeri ve şartları uygun mudur?

5. BTSO’nun gelirleri her komiteye destek verilerek kullanılmakta mıdır?

6. Tüm sektörlerin zor ekonomik şartlarda çıkış noktası olacak projeler nelerdir?

7. Değişim demokratik bir haksa, neden 4 dönem devam etmekte ısrar ediliyor?

8. BTSO seçimlerinde başkanı belirleme süreci neden üyelerin oylarıyla değil de 170 meclis üyesinin insafına kalmıştır?

9. BTSO’lar gönüllülük esasına mı, zorunlu esasa mı bağlıdır? Sahada “Aidat veriyorum, kapasite raporundan yer değişikliğine kadar birçok ödeme yapıyorum ama hiçbir faydasını görmedim” diyen binlerce üyenin hakkı bir bardak çayla alınmış mıdır, yoksa bir bardak çay içmeyen üye icraata muhtaç mıdır?

10, 11, 12 diye yazıp uzatmayacağım…

Herkes kalbinde bir anket yapmalı,

Ve kararını da öyle vermeli!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 3 Yorum
  1. Ahmet dedi ki:

    Seçim yaklaştıkça iddialar, iddialar, hep yapılan işler, Allah insanları şaşırtmasın.Değişim değişim değişim, heryerde değişim şart. İnançla, azimle yürümeye devam

  2. Niyazi atik dedi ki:

    Katılmamak mümkün değil matlı bu ülkenin en önemli değerlerinden biridir

  3. Ridvan Özay dedi ki:

    Bursa Sanayisi için yeni yönetim Değişim olması lazım