Üsküdar Belediyesi’nde, başkanın görevden uzaklaştırılmasının ardından gerçekleştirilen başkanvekili seçimi, tartışmalı ve hukuki itirazlara konu olacak uygulamalarla gündeme geldi. Yapılan oylamada usul ve gizlilikle ilgili ciddi iddialar ortaya atıldı; bazı oyların geçersiz sayılması ve meclis içindeki yönlendirmeler kamuoyunda tepkilere yol açtı.
Seçim sürecinde yaşanan gelişmeler, parti grupları arasındaki gerilimi artırdı. CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ile AK Parti-MHP ortak adayı Dündar Ziya Gültekin arasındaki yarış, dört turlu oylama ve tartışmalı oy iptalleriyle birlikte farklı boyutlar kazandı.
Toplantıda ilk iki tur normal seyrinde geçse de salt çoğunluk aranan üçüncü turdan itibaren sıkıntılar başladı. Üçüncü turda bazı CHP’li üyelerin AK Parti adayına oy verdiği görüldü; ancak seçim sonucunu belirlemesi beklenen oyların bir kısmı geçersiz sayıldı. İptal gerekçeleri arasında pusuladaki harflerin belli rakamlara benzetilmesi gibi tartışmalı değerlendirmeler yer aldı. Örneğin bazı pusulalarda G harfinin 6‘ya benzetildiği, başka bir pusulada ise ismin yazımındaki harflerin farklı algılandığı iddia edildi.
Üçüncü turdaki şaibelerin ardından dördüncü tura geçilirken, CHP grubunun toplantı yapmasına ara verildi. Bu arada gündeme düşen bir başka iddia da bazı CHP’li meclis üyelerine işaretli pusula dağıtıldığı ve üyelerin oy kullanmadan önce pusulalarını göstermeye zorlandığı yönünde. Bu tür uygulamalar, gizli oy prensibine açıkça aykırı olmakla birlikte, üyelerin özgür iradelerine müdahale iddialarını güçlendirdi.
Seçim sırasında dikkat çeken unsurlardan biri de Yeni Parti İstanbul İl Başkanı konumuna geçmiş bir ismin meclis içinde CHP grubunu yönlendirdiği iddiasıydı. Parti ile kurumsal bağı kalmadığı belirtilen bu kişinin meclis locasından yapılan yönlendirmelerle sürece müdahil olduğu öne sürüldü; bu durum da kayıtlı tartışmaları ve itirazları artırdı.
Ceza hukuku uzmanı Prof. Ersan Şen’in değerlendirmesine göre, yapılan uygulamalar seçim sonucunun hukuka uygunluğunu sorgulatacak nitelikte. Prof. Şen, gizli oy ilkesinin ihlali, işaretli pusula kullanımı ve üyelerin özgür iradelerine yapılan müdahaleler gibi gerekçelerle mahkemenin seçimi iptal edebileceğini vurguladı. Ayrıca, oy geçerliliğinin belirlenmesinde asıl ölçütün oy sahibinin tercihini açıkça anlaşılır kılmak olması gerektiğini; sadece el yazısındaki belirli harf benzerliklerinin keyfi iptallere yol açmasının hukuka aykırı olduğunu belirtti.
Yaşanan süreç, seçim usulleri ve demokratik ilkelerin korunması açısından önemli soru işaretleri doğurdu. İtirazların akıbeti ve olası hukuki süreçler, önümüzdeki dönemde konunun netleşmesini sağlayacak.