Türkiye genelindeki konut stokunun durumu hakkında son veriler, 2021 TÜİK çalışması ve sonrasında yapılan eklemelerle birlikte yaklaşık 36 milyon konut olduğunu gösteriyor. Ancak bunların tümü aktif kullanılmıyor; ikincil konutlar, satıştaki veya boş olan birimler çıkarıldığında sahada aktif yaklaşık 26 milyon konut bulunduğu tahmin ediliyor.
Ortalama bina yaşı ülke genelinde yaklaşık 25 yıl civarındadır. Fakat bina yaşı tek başına yapının güvenliğini kanıtlamaz; özellikle 1980–2000 döneminde yapılmış çok katlı yapılar risk açısından daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Bu kriterlerle yapılan değerlendirmelerde 6–7 milyon civarında konutun risk havuzunda olduğu öngörülmektedir. Bu konutların durumunun netleştirilmesi için ilk adım ön incelemedir. Ön inceleme kapsamında sahada yapılacak tespitler ve gerekli ölçümler (karot, profometre gibi) toplanmalı, laboratuvar sonuçlarıyla desteklenerek bilgisayar ortamında modellenmelidir.
Modelleme ve elde edilen verilerle birlikte deprem performans analizleri yapılmalı; böylece binanın taşıyıcı sistemi, malzeme kalitesi ve olası güçlendirme gereksinimleri belirlenir.
Eğer analizler sonucu bina riskli bulunursa öncelikli çözüm güçlendirme olmalıdır. Ancak güçlendirme maliyeti çok yüksekse veya yapı teknik olarak güçlendirilemeyecek durumdaysa; yıkım ve yeniden yapım gündeme gelir.
Aynı mahallede ya da ada bazında çok sayıda riskli binanın bir arada bulunduğu yerlerde ise alanın kentsel dönüşüm kapsamında yeniden planlanması ve toplu olarak yeniden inşa edilmesi önerilmektedir. Bu yaklaşım, hem can güvenliği hem de kentsel planlama açıcından daha sürdürülebilir çözümler sunar.
Sonuç olarak, yaş tek başına belirleyici olmasa da yukarıdaki kriterler ışığında yaklaşık 6 milyon civarındaki riskli konutun ön incelemelerinin, performans analizlerinin ve gerektiğinde güçlendirme veya yeniden yapılandırma süreçlerinin hızlıca başlatılması önem taşımaktadır.