“Terörsüz Türkiye” vizyonu doğrultusunda hazırlanan “Çerçeve Yasa” teklifinin 360 milletvekili imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulmasının ardından konu, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında ele alınmıştır. Toplantı sonrası yayımlanan sekiz maddelik bildiri, ülke güvenliği ve bölgesel gelişmelere dair değerlendirmeleri içermektedir.
Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren oturumun sonuç metninde; terörle mücadele, bölgesel istikrar, uluslararası gerilimler ve komşu ülkelerle iş birliğinin önemi vurgulanmıştır. Aşağıda bildirideki başlıca noktalar özgün ifadelerle özetlenmiştir.
Terörle mücadele kapsamında; PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ, DEAŞ gibi örgütlerle yürütülen yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerin elde edilen başarılar ve mevcut riskler ışığında Kurula aktarıldığı belirtilmiştir. Milli birlik ve beraberliğe yönelik her türlü tehdide karşı azim ve kararlılığın sürdürüleceği tekrarlanmıştır.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine ulaşma sürecinde kaydedilen ilerlemeler ele alınmış; ülkemizin ve çevre bölgenin güvenlik, istikrar ve refahını sağlama yönündeki çalışmaların bir sonraki safhaları için istişareler yapılmıştır.
FETÖ konusunda, 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yıldönümü çerçevesinde gelinen nokta değerlendirilmiş; ihanet şebekesinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik tedbirlerin titizlikle devam edeceği vurgulanmıştır.
Ülkemizde gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ittifak için kritik bir eşik olduğu ve Türkiye’nin sahip olduğu ileri imkan ve kabiliyetleri müttefiklerle paylaşma konusundaki yapıcı tavrının teyit edildiği ifade edilmiştir.
İran ile ABD arasındaki gerilimlerin bölgeye ve küresel ticaret yollarına yansıyabilecek risklerine dikkat çekilmiş; tüm taraflara güç kullanımından kaçınma ve kalıcı barışa dönük müzakerelere geri dönme çağrısında bulunulmuştur. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz ve Hazar gibi mücavir alanları çatışma sahasına dönüştürmesinin kabul edilemez olduğu belirtilerek taraflar barışa yönelik somut adımlar atmaya davet edilmiştir.
Suriye ve Irak ile geliştirilen çok boyutlu iş birliğinin bölgesel güvenlik, huzur ve refah açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulanmış; Türkiye’nin bölgesel dayanışmanın güçlendirilmesine azami katkı sunmaya devam edeceği ifade edilmiştir.
Gazze Barış Planı kapsamında sağlanan ilerlemelere rağmen, ateşkes ihlallerini sürdüren ve yerleşimci saldırıları artıran İsrail yönetimine karşı uluslararası toplumun net ve tavizsiz bir duruş sergilemesi gerektiği belirtilmiştir. Başta kutsal mekanlara yönelik provokatif eylemler olmak üzere saldırıların sonlandırılması hususu özellikle vurgulanmıştır.