Giresun’da gerçekleşen olayda, bir kadın imam nikahı sırasında kendisine vaat edilen mehirin ödenmemesi üzerine hukuki yola başvurdu. İddialara göre, taraflar dini nikah kıydıktan sonra mehir taahhüdü yazılı hale getirildi; ancak vaat edilen 150 gram altın evlilik sürecinde kadına teslim edilmedi.
Birkaç yıl süren evlilikten sonra çift boşandı ve mağdur kadın, mehir alacağının tahsili için dava açtı. Mahkemeye sunduğu en somut delil, üzerinde çiftin imzalarının bulunduğu mehir senediydi. Mahkeme bu belgeyi delil olarak kabul ederek kadına 150 gram altının ödenmesine hükmetti.
Davacı avukatının vurguladığı gibi, verilen sözün yazılı ve imzalı olması kararın dönüm noktası oldu. Türk Medeni Kanunu çerçevesinde, evlilikten doğan hakların korunması için resmi nikahın şart olduğuna dikkat çekiliyor; fakat mehir taahhüdünde bulunulmuşsa bunun imza altına alınması ve tanıklarca doğrulanması gerekmekte.
Bu olay, dini nikah sırasında verilen taahhütlerin de hukuki bir dayanak oluşturabileceğini; ancak bunun için belge ve imza gibi somut delillerin bulunmasının önemini ortaya koydu. Mahkeme kararının dayandığı unsur, taraflarca imzalanmış mehir senediydi ve bu belge hak sahibinin lehine sonuç doğurdu.